Geçici 35. Maddenin süresinin ayın 31’inde dolacak olması nedeniyle çoğu Emniyet teşkilatında   görevli birçok polis memuru ihraç edilmiştir.

İşlemin İçişleri Bakanlığına tanınan yetkinin son günlerde yapılmış olması dikkate alındığında birçok Beraat , takipsizlik alan hatta hakkında Dava açılmayan dosyası soruşturma aşamasında olan birçok şüpheli pozisyonundaki kişilerin de İhraç edildiği görülmüştür.

İdare Mahkemeleri kararlarına bakıldığında haklarında terör örgütüne üyelik veya yardım gibi gerekçelerle ceza alanlar hakkında hiçbir araştırma yapılmaksızın Red verilmekte , fakat BERAAT veya TAKİPSİZLİK  alanlar hakkında ise açılan davalarda Mahkemeler İLTİSAK ve İRTİBAT değerlendirmesi yapmaktadır.

İRTİBAT İLTİSAK

Anayasa Mahkemesi kısaca iltisak ve irtibat diye tarif edebileceğimiz kavramlarla ilgili oldukça uzun değerlendirmeler yapmıştır. Öncelikle bu kavramların bir ceza isnadı olmadığını AİHM’in Pişkin/Türkiye kararına atıf yaparak belirtmiştir.

AYM bu kararında iltisak ve irtibat nedeni ile kamu görevine son verilenlerin Anayasa 40 uyarınca etkili iç hukuk yoluna başvuru hakları olduğunu belirtip bu başvurularda bireyselleştirme yapılarak idari yargı sürecinin işletileceğini ve sonuç itibari ile son kararı yargı mercilerinin vereceğini belirterek darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL koşullarında alınan bu tedbirin Anayasa 15 ile uyumlu olduğunu belirtmiştir.

iltisaklı kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramı ise bağlantılı anlamına gelmektedir.

Mahkeme tanımından da anlaşılacağı üzere, iltisak ve irtibat için doğrudan doğruya suça konu bir eylem aranmamakta, bağlantının bulunması yeterli olmaktadır. Dolayısıyla şahıslar hakkında başlatılan adli soruşturmalar neticesinde dava açmaya ya da mahkumiyet tesis etmeye yeterli delil bulunmasa delil bulunmasa dahi iltisakın ya da irtibatın tespiti halinde şahıslar hakkında kamu görevinden uzaklaştırma / ihraç kararı verilebilmektedir.

HER İDDİA İRTİBAT VE İLTİSAK İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR

İrtibat ve iltisak değerlendirmesi yapan idare mahkemeleri açısında aslında genel olarak bağlayıcı hükümler bulunmamaktadır. Bu konuda verilen kararların dayanakları içtihatlara dayanmaktadır. Bu durum ise yorum açısından Hakimlere bir taktir yetkisi de tanımaktadır. Kanunilik prensibine göre hareket edilememektedir.  Bu yetkinin çerçevesinin çizilememiş olması da aynı konuda farklı kararların verilmesine de sebebiyet vermektedir.  Kanun hükmünde kararnamelerde terör örgütü iddiası ile ilgili “iltisak” kelimesine yer verildiği, bu kelimenin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olduğu, örgüt suçunun kapsamını genişlettiği, “yan yana” anlamına geldiği, “irtibat/bağlantı” kavramından hareketle daha geniş anlam taşıdığı ileri sürülmekle birlikte, bu düşüncenin doğru olmadığını ifade etmeliyiz. Çünkü “iltisak” kavramı; bitişme, kavuşma, kaynaşma veya birleşme anlamına gelir. Bu nedenle, hem “ilişki” anlamına gelen irtibat kavramından daha dar, yani oluşması zor ve hem de “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi açısından suç ve terör örgütüne mensubiyet için aranan “bağlantılı olma” ve “birlikte hareket etme” kavramlarına uygun düşer.

İdare mahkemeleri ,ceza mahkemelerinin beraat kararı vermesi durumunda dahi, “irtibat ve iltisak unsurları yönünden” kamu görevinden çıkarma işlemini inceleyeceğini değerlendirmiştir. Hiçbir kanun hükmünde yer almayan irtibat ve iltisak kavramlarının sonradan çıkarılan KHK’larla ihdas edilmesi ve kamu görevlilerini cezalandırmada esas alınması Kanunların Öngörülebilir Olması Gerektiği ilkesine aykırıdır.  Hiç kimse kanunla önceden suç olarak düzenlenmemiş bir eylemden dolayı cezalandırılamaz. Ayrıca Kanunilik İlkesi gereği olarak yürütme, idare ve hatta yargı organlarının bir suç tanımı yaparak ceza verme yetkisi yoktur. Mahkemeler  tarafından irtibat ve iltisak kavramları, “terör örgütüne üyelik veya yardım etme” suçlarından farklı bir kategoriye konulsa da aynı cezaya yol açtığı açıktır. Bu nedenle, irtibat ve iltisak bağlamında da olsa isnat edilen suç bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Çünkü şüphe ve ihtimal ile irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapmak ve böylece görevden ihraç kararı vermek bir kamu personeli için verilebilecek en ağır cezadır.

İRTİBAT İLTİSAK SAVUNMALARI VE GÖREVE İADE

 

Öncelikle  İrtibat ve iltisak kesin bir şekilde ortaya konulması gerekir, aksi yönde tesis edilen işlem HUKUKA AÇIKÇA AYKIRI OLUP yürütmesinin durdurulması gerekir. Bu değerlendirme öncesinde davalı idarenin savunmasında sunmuş olduğu argümanlar çok öneme sahiptir. İşlemin ne gerekçe ile tesis edildiği açıkça belirtilmekte Savunma stratejisi de buna göre belirlenmelidir. Örneğin  17-25 Aralık Öncesi iddialar gerekçesiyle irtibat olduğu  İHRAÇ için yeterli değildir. Bu husus savunmalarda emsal İdare Mahkemesi kararları da sunularak 17-25 Aralık sürecinden sonraya ilişkin bir TESPİTİN OLUP OLMADIĞININ sorulması elzemdir.

Bununla beraber irtibat ve iltisak konusunda savunma hazırlarken  Adli makamlarca verilen olumlu kararlardaki gerekçelerin özellikle incelenmesi gerekmektedir. Zira Adli makamların yaptığı yorumlar her ne kadar İdare Mahkemesini bağlamamış olsa da İdare Mahkemesinin  İhraç işlemine ilişkin değerlendirmesindeki  ana argüman Adli Makamların araştırdığı DELİLLERDİR.

Sonuç olarak son İhraç kararlarının Kesinlikle hukuki denetimden geçirilmesi ve bu işlemin kanunilik ilkesi çerçevesinde iyi bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×