İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN

(DAVACI) :K1

VEKİLLERİ:Av. K3/ Av. K2

KARŞI TARAF (DAVALI) :Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı /ANKARA

VEKİLİ :Av. K4

İSTEMİN ÖZETİ :Ankara 6. İdare Mahkemesi’nce verilendavanın reddi yönünde28/02/2020 gün ve E:2019/1221, K:2020/549 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, müvekkili aleyhinde isnad edilen suç ile ilgili mahkumiyeti yönünde verilmiş bir karar olmayıp böylesi ciddi ve kamu görevinden çıkarılma ile sonuçlanan bir suçlama ile ilgili soruşturma dahi yapılmadığı, masumiyet karinesi gereği hakkında hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmaksızın hatta iddia edilen eylemin ne olduğu hususunda şikayetçi başta olmak üzere soruşturmaya taraf hiç kimse şüpheye yer vermeyecek net bir karara varamamışken müvekkilinin idari tahkikat sonucu kamu görevinden çıkarılmış olmasının açıkça yasalara ve hukuka aykırılık teşkil ettiği,müvekkili yıpratan, akademik çalışmalarından geri bırakan bu işlemin uygulanmasıyla telafisi güç veya imkansız zararların doğmasının muhtemel olduğu, nitekim halen doktorasını yapmakta olan müvekkilinin, doktorasının 5. yılında olup mezun olmak için önünde bir yıldan az bir süre kaldığı, devam eden yargılama aşamasında kuvvetle muhtemeldir ki bu sürede bitececeği ve müvekkilinin dava sonunda davayı kazansa dahi doktorası süre nedeniyle yanacağından 6 yıllık emeklerinin boşa gideceği bunun telafisinin de mümkün olmayacağı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, 2547 sayılı kanunun 35. maddesi uyarınca ÖYP kapsamında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Eğitim Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına yönelik 21/03/2019 tarih ve 2019/36 sayılı işleminiptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, ODTÜ Mimarlık Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan E.K.’nın davacının aracında tacize uğradığına ilişkin Üniversite yönetimine verdiği şikayet dilekçeleri ile disiplin soruşturması kapsamında soruşturmacı tarafından alınan aynı yöndeki ifadeleri, yine bu ifadelerle benzer mahiyetteki 2015 yılında yaşanan başka bir olayda ODTÜ öğrencisi olan Z.Ö.O.’nun davacının aracında tacize uğradığına ilişkin Üniversite kayıtlarına geçen şikayet ve ifadeleri, tanık beyanları, davacının soruşturma safhasındaki beyanları, diğer bilgi ve belgeler bir arada incelendiğinde, ODTÜ’de araştırma görevlisi olan davacının, aynı Üniversitede Mimarlık Fakültesi öğrencisi olan şikayetçi E.K’ya karşı aracında bulunduğu sırada cinsel taciz fiilini işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan ‘Kamu Görevinden Çıkarma Cezası’ ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanunun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14.maddesinin 3.fıkrasında; “Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

yönlerindensırasıyla incelenir.”düzenlemesine yer verilmiştir.

Yine aynı Kanunun “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15.maddesinin 1.fıkrasında; “Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse,

a) 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,

c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,

d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,

e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, Karar verilir.” hükmü yer almıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun”Disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 53/Ç maddesinde, “(Ek: 2/12/2016 – 6764/30 md.) Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar şunlardır:

c) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları atamaya yetkili amirin teklifi üzerine Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla verilir.” hükmü yer almıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; ODTÜ Mimarlık Bölümü 3. sınıf öğrencisi E.K.’nın ODTÜ İç Hizmetleri Müdürlüğüne verdiği 18.12.2017 tarihli dilekçesinde, 15.12.2017 Cuma günü kampüs içinde saat 21.05’te okulun taşıt puluna sahip bir arabaya otostop çekip bindiğini, sürücüsü tarafından tacize uğradığını, araçtan zorla Eskişehir Yolunda inebildiğini, olayın şoku ve akşamın karanlığında aracın marka-modelini ve plakasını alamadığını, okul içinde 21.00-21.10 arasında bulunduklarını tahmin ettiğini, sürücünün aracı A1 kapısı çıkış yönündeki cep içinde değil, dışında durdurup kendisini mahallesine kadar bırakabileceğini söylediğini, 21.05-21.07 gibi olduğunu düşündüğünü, bu süre içerisinde kapıdaki mobese kameraları tarafından aracın görülebileceğini düşündüğünü, koyu renk, eski kasa bir arazi aracı olduğunu, yaşadığı olayın ciddiyetinin göz önünde bulundurulup kamera kayıtlarının kontrol edilmesini ve aracın kampüse girişten men edilip sürücüsü hakkında da gereğinin yapılmasını istediği, Mimarlık Bölümü 3. sınıf öğrencisi E.K.’nın ODTÜ Cinsel Tacizi Önleme Birimine verdiği 15.01.2018 tarihli dilekçesinde, aynı beyanları tekrarladığı, Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlük Makamının 12.06.2018 tarihli soruşturma emri ile başlatılan soruşturmada, şikayetçi E.K.’nın soruşturmacıya verdiği 27.06.2018 tarihli ifadesinde özetle; “adı geçenin “Yapracık’a kadar gideceğim” dediğini, kendisinin de “Yaşamkent’e kadar gideceğini” söylediğinde, “tamam aynı güzergahta gidiyorum, yol üstünde bir yerde indiririm” dediğini, “Koru metro durağında inebileceğini” söylediğini, arabadaki akademik araç pulunu bindiğinde fark ettiği için kendisine karşı güven oluştuğunu ve bu nedenle beraber gitmeyi kabul ettiğini, Al kapısından devam etmeye karar verdiğinde şoför yönüne doğru baktığında, konuşma canlısı ve heyecanlı bir yüz ifadesi gördüğünü, mastürbasyon eylemini gördüğüne emin olduğunu, bacaklarına örttüğü siyah bir mont olduğunu, önce tam olarak bakmasa bile o tarafta bir hareket olduğunu fark ettiğini, sonra birkaç saniyeliğine o tarafa başını çevirdiğinde kesinlikle montun altından cinsel organını eliyle erekte ettiğini gördüğünü ve derhal kendisini indirmesini istediğini, önce sakinleşmesini istediğini, sonra “ısrarla inmek istiyorum” dediğinde, orta şeritte giderken sağ şeride aniden yanaştığını, bu sırada birkaç korna sesi olduğunu, hatta bir kaza bile atlatmış olabileceklerini, A1e’a yakın bir yerde indirdiğini, ters yöne doğru hızla uzaklaştığını, babasını gelip alması için aradığını, o sırada Milli Güvenlik Genel Sekreterliği’nin önüne kadar geldiğini, sakinleşmeye çalışırken Nizamiyedeki polislerin kendisi ile ilgilendiğini, sakinleştirmeye çalıştığını, içerdeki nizamiyeye aldıklarını, ne olduğunu sorduklarını onlara durumu anlattığını, kendisini almak için babasının geldiğini ve eve geçtiklerini, zaman zaman kendi aracı ile okula geldiğini, dolayısıyla hem otostop çektiğini hem de otostop aldığını, tüm bu olanların şikayet dilekçesinde belirttiği ve ön soruşturmacıya tüm ayrıntılarıyla anlattığı gibi gerçekleştiğini” ifade ettiği, şikayetçi E.K.’nın babası T.K.’nın soruşturmacıya verdiği 11.07.2018 tarihli ifadesinde; “kızı K5’in, olay günü akşam saat 21.30 civarlarında kendisini telefonla panik halinde arayarak, “baba beni acilen gelip alırmısın” demesi üzerine, hızla kızının bulunduğu Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği nöbetçi amirliği önüne gittiğini, orada K5’i panik içinde ve ağlarken bulduğunu, ne olduğunu sorduğunda, cinsel taciz olayını anlattığını, K5’in olgun ve güçlü bir kız olduğunu, buna rağmen o gün yaşadıklarının kendisini çok sarstığını ve korktuğunu, kızının kendisine hiçbir konuda yalan söylemediğini, kızının böylesine hassas bir konuda ve daha önce hiç tanımadığı bir insanla ilgili olarak, durup dururken hele bir de böyle bir iftirada bulunabileceğine ihtimal vermediğini, olayla ilgili olarak, ailece kızlarının yanında olduklarını ve bir baba olarak, K5’in hak ve menfaatini her mercide arayacağını, emekli bir subay olarak, konuyu kamusal bir sorumluluk çerçevesinde de sahiplendiğini, kızına tacizde bulunan şahsın aynı zamanda bir eğitimci olmasının kendisini endişelendirdiğini” beyan ettiği, ayrıca soruşturma raporunda; Mühendislik Fakültesi Makina Bölümü öğrencisi Z.Ö.O.’nun ODTÜ İç Hizmetler Müdürlüğü’ne verdiği 18.06.2015 tarihli dilekçesinde, 15.06.2015 Pazartesi günü saat 19.35 civarında KMK’den A1’e otostop çektiğini, araç sürücüsünü araçtan inerken uygunsuz bir pozisyonda gördüğünü; yol boyunca telefonu ile konuştuğu için olayın yol üzerinde mi A1 kapısında mı gerçekleştiğini bilemediğini, araçtan inerken sürücünün cinsel organının dışarıda ve elini oraya doğru götürmekte olduğunu gördüğünü, kişiye bağırdığını, araç harekete geçerken plakasını almak üzere fotoğrafını çektikten sonra güvenlik kulübesine gidip yaşadığı olayı anlattığını, aracını metronun oraya bırakıp üzerini düzelttikten sonra gelen şahsın kendisine agresif bir şekilde bağırdığını, gördüğünden emin olmakla birlikte daha sonra yaşayabileceği herhangi bir güvenlik problemine karşı N1 plakalı araç sürücüsünden şikayetçi olmadığını, herhangi bir idari işlem başlatılmamasını istediğine ilişkin bilgi ve belgelere yer verildiği, anılan Soruşturma Raporu’nda sonuç olarak; E.K.’nın şikayetçi olduğu cinsel taciz iddiasının, yine K1 ile ilgili 2015 yılında gündeme gelen ancak şikayet sahibinin şikayetini geri çekmesi nedeniyle soruşturulmayan daha önceki diğer iddiayla büyük benzerlikler gösterdiği, ODTÜ öğrencisi E.K.’nın, Arş. Gör. K1 ile ilgili dile getirdiği cinsel taciz iddiasının gerçeği yansıttığını gösteren güçlü nedenler bulunduğu, bu nedenle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/b-6-b maddesinde belirtilen “öğrencilerine … cinsel tacizde bulunma” disiplin suçu kapsamında “Kamu Görevinden Çıkarma Cezası” ile cezalandırılmasının teklif edildiği, soruşturma dosyasının karara bağlanmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na havale edildiği, davacının savunmasının 21.03.2019 tarihinde alındığı, soruşturma sonucunda Kurulun aldığı kararda; davacının kız öğrencilere yönelik taciz edici fiillerde bulunduğu, son olarak da Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi E.K.’yı aracına aldığı süre içinde taciz içeren fiillerine devam ettiği, adı geçene isnat edilen fiilin sabit olduğu, bu nedenle 2547 sayılı Kanunun 53/b/6-b maddesi ve 657 sayılı DMK’nun 125’inci maddesi uyarınca “Kamu Görevinden Çıkarma Cezası” ile cezalandırılması yönündeki Üniversite teklifinin kabulünün gerektiği, fiilin niteliği itibarıyla 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesinde belirtilen iyi hal hükmünün uygulanmasına imkan bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak yapılan görüşmeler neticesinde; suçu sübut bulan Arş. Gör. K1’nün 2547 sayılı Kanunun 53/b/6-b maddesi ve 657 sayılı DMK’nun 125’inci maddesi uyarınca “Kamu Görevinden Çıkarma Cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin teklifin, 2547 sayılı Kanunun 53/Ç-c maddesi uyarınca kabulüne karar verildiği, davacı tarafından da bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta; 2547 sayılı kanunun 35. maddesi uyarınca ÖYP kapsamında ODTÜ Eğitim Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan davacı hakkındaki soruşturmanın anılan Üniversite tarafından yapıldığı ve ODTÜ Rektörlüğü’nce davacının “kamu görevinden çıkarma cezası” ile cezalandırılması teklifiyle birlikte soruşturma dosyasının Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderildiği dikkate alındığında, dava konusu işleme dayanak alınan soruşturmayı yürüten ve “kamu görevinden çıkarma” cezası teklifinde bulunan ODTÜ’nün de hasım mevkiine alınarak inceleme yapılması ve karar verilmesi gerekirken, sadece Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın hasım mevkiine alınarak karar verilmesinde, usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 5. fıkrası gereğincekesin olmak üzere, 09/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×