İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN

(DAVALI) :X3 Üniversitesi

VEKİLLERİ:Av. K1

Av. K2

KARŞI TARAF (DAVACI) :K3

İSTEMİN ÖZETİ:Ankara 12. İdare Mahkemesi’nce dava konusu işlemin iptali yönündeverilen 07/11/2019 gün ve E:2019/569, K:2019/2350 sayılı kararın; davalı idare vekilince, davacıya, söz, fiil, tutum ve davranışlarıyla mesai arkadaşlarını rahatsız etmek, itibarsızlaştırmak, baskı altına almak amacıyla haklarında bilgi toplamak, yüksek sesle bağırmak, mesai arkadaşlarıyla uyumlu çalışmamak, elektronik ortamda Bölüm Başkanlığı ile gerçekleştirdiği yazışmalarda münakaşa içerisine girip saygısızca ifadeler kullanmak, bölüm oryantasyonuna katılmayarak, yetkili organlarca verilen görevleri yerine getirmemek, amirleri tarafından sözlü olarak uyarılmasına rağmen daha sonra davranışlarını düzeltme çabası göstermemek, hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak gibi disiplinsiz tutum ve davranışları sonucu dava konusu disiplin cezasının verildiği, 2547 sayılı Kanun uyarınca yükseköğretim kurumlarında görev yapan araştırma görevlilerinin ilgili fakültede bulunan yetkili organların vermiş olduğu ve eğitim-öğretimle ilgili olan tüm görevleri yapmak mecburiyetinde oldukları ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :İstinaf dilekçesine karşı cevap verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava; X2 Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin D-d, D-l, D-n ve C-ı hükümleri uyarınca hakkında 2 (iki) yıl süreyle ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine ilişkin 31.12.2018 tarihli toplantıda alınan 1 sayılı disiplin kurulu kararınıniptali istemiyle açılmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 53. maddesininbbendinde,Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer personeline uygulanabilecek disiplin cezalarının; uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilmiş, aynı bendin 4 numaralı alt bendinde de; Kademe İlerlemesinin Durdurulması veya birden fazla ücretten kesme disiplin cezası; Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanlarının bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının ise fiilin ağırlık derecesine göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretinden 1/30 ila 1/8 arasında kesintiye gidilmesidir. Şeklinde tanımlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasının “D” bendinde(d) alt bendinde “Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak”,(l) alt bendinde, “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek“, (n) alt bendinde, “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

İdare mahkemesince, dava konusu işlemde sübut bulduğu belirtilen D-d maddesinde yer verilen “Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak” fiili yönünden yapılan incelemede; işleme dayanak alınan Soruşturma Raporunda, soruşturmacı tarafından davacının elektronik ortamda Bölüm Başkanlığı ile gerçekleştirdiği yazışmalarda münakaşa içerisine girip, saygısızca ifadeler kullandığı iddiasının doğru olduğu sonucuna varılmış olmakla birlikte, söz konusu Soruşturma Raporu ve ekleri incelendiğinde, davacının X1 adresi ile yazışmalarının olduğu, bu email adresinin doğrudan davacının amiri konumunda olabilecek şahıslara ait bir adres olmadığı, bir başka ifadeyle söz konusu adresin bir şahsı muhatap almadığı, nitekim, yazışmaların içeriğinde ise; davacıya 05.09.2018 tarihinde gönderilen mailde “K3 Merhaba, 03.09.2018 tarihinde tam gün, 05.09.2018 tarihinde öğleden sonra mesaiye gelmediğin için merak ettik. Bölüm başkanlığı ile en kısa zamanda irtibat kurmanı varsa rapor, mazeret vs. iletmeni rica ederiz.” dendiği, davacının bu maile, “03.09.2018 tarihinde kütüphane izni kullandım. 05.09.2018 tarihinde sabah mesaiye geldim ve bu durum kameralarla kayıt altındadır…Devamında başkanlığa geçtim ve başkanlıkta her zamanki gibi kimse yoktu. Sonra odamıza geçtim….Öğleden sonra da yine enes dağ adlı bu şahıs burada olduğumun şahididir. Burada olmayanlar lütfen bu tarz mesajlar atıp gelen kutumu doldurmayın….Bu arada mesaiye gelmediğim için merak etmediniz. Sisteme kayıtlı cep telefonu numaram günceldir. Aranıp okulda olup olmadığım öğrenilebilirdi. Bu atılan mesajın 04, 05, 06.09.2018 tarihinde okula gelmeyen K6; 04 ve 06.09.2018 tarihinde okula gelmeyen, 05.09.2018 tarihinde mesaiye geç gelen K5; 05.09.2018 tarihinde mesaiye gelmeyen K4’na yollanıp yollanmadığını merak ettim. Merak dediğiniz şey böyle bir şeydir. İyi çalışmalar.” şeklinde cevap verdiği; mailde geçen ve herhangi bir şahsa yönelik olmayan bu ifadelerin küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelik taşımadığı, cevap hakkının eleştirel bir dille kullanıldığı, ancak kişilik haklarını zedeleyici, hakaret veya aşağılayıcı mahiyette olmadığı sonucuna varıldığından söz konusu fiilin sübut bulmadığı, dava konusu işlemde sübut bulduğu belirtilen D-l maddesinde yer verilen “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek” fiili yönünden yapılan incelemede; İşleme dayanak alınan Soruşturma Raporunda, soruşturmacı tarafından davacının söz, fiil, tutum ve davranışlarıyla mesai arkadaşlarını rahatsız etmek, itibarsızlaştırmak, baskı altına almak amacıyla haklarında bilgi toplamak, yüksek sesle bağırmak, mesai arkadaşlarıyla uyumlu çalışmamak ve akademik saygınlığa yakışmayan davranışlar sergileyerek bölümde huzursuzluk çıkarmak iddiasının doğru olduğu kanaatine varılmış ise de, söz konusu raporda davacının hangi sözleriyle iş arkadaşlarına hakaret ettiğinin veya onları tehdit ettiğinin ortaya konulmadığı, doğru olduğu kanaatine varılan iddianın doğrudan D-l bendine karşılık gelmediği, bu madde kapsamında ceza tesisine gidilebilmesi için yüksek sesle bağırmak, rahatsız etmek, uyumlu çalışmamak gibi muğlak ifadelerin yeterli olmadığı, nitekim bu iddia yönünden soruşturma raporunda geçen ifadelerin; “Ar. Gör. K7 ifadesinde;… Fakat zaten çok iyi anlaşamıyorduk. O yüzden bir süre sonra kendisinden kaçmaya başladım. Tavırları ve söyledikleri bazen rahatsızlık verici olabiliyordu….Arş. Gör. K8 ifadesinde;…Nöbet tutma ve benzeri bölüm işleri için “Bunlar bizim işimiz değil. Bizim işimiz araştırma yapmaktır.” dedi. Bölümün bu işlerini biz yapmazsak kim yapacak diye sorduğumda burada bana bağırarak “Sen susacaksın, çünkü senin yaz döneminde ne kadar göreve gelip gelmediğini biliyorum.” dedi.Burada Ar. Gör. K6 “Sesini yükseltme, üslubuna dikkat et” dedi. Arş. Gör. K3 (K6 hitaben” Sen de susacaksın, çünkü sen de çocuğunu okula/işyerine getiriyorsun. Ben çocuğunu işyerine getiren insana saygı duymam. Çocuğu olan ahmaktır. Çocuğunu okula getiren daha ahmaktır” dedi….Ar. Gör. K6;…Ben de aynı yönde, bölümde teamülen araştırma görevlilerinin yaptığı işler hakkında bilgi vermeye çalıştım. Bağırarak “Ben seni dinlemem, ben çocuğu ile mesaiye gelene saygı göstermem” dedi. Ben de “Sen insan mısın?” dedim.”şeklinde olduğu, söz konusu konuşmaların 25.09.2018 tarihinde dönemle ilgili iş bölümü yapmak için araştırma görevlileri arasında yapılan toplantıda geçtiği, her ne kadar Arş. Gör. K8’ın ifadesinde davacının diğer Arş. Gör. K6’e hitaben, “Çocuğu olan ahmaktır. Çocuğunu okula getiren daha ahmaktır” dediği ileri sürülmüş ise de bu ifadenin gerek sözün muhatabı K6 gerekse diğer ifade veren araştırma görevlileri tarafından doğrulanmadığı, diğer araştırma görevlilerince de davacının değişik zamanlarda kendilerine ve öğretim üyelerine yönelik hakaret ve saygısızlıkları olduğu belirtilmiş ise de hakaret olduğu ileri sürülen sözcüklerin ne olduğu ve ne zaman söylendiğine dair yeterli açıklamanın bulunmadığı, iddianın muğlak kaldığı, bu itibarla mesai arkadaşlarına karşı hakarette bulunmak veya onları tehdit etmek fiilinin sabit olmadığı, dava konusu işlemde sübut bulduğu belirtilen D-n maddesinde yer verilen “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” fiili yönünden yapılan incelemede; yapılan soruşturma neticesinde, soruşturmacı tarafından, davacının bölüm oryantasyon programına katılmayarak yetkili organlarca verilen görevleri yerine getirmediği iddiasının doğru olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmakla birlikte, uyuşmazlıkta; Üniversitenin internet sitesinde “Felsefe Bölümü 1. Sınıf öğrencilerinin Dikkatine” yapılan ilanla, 02.10.2018 Salı günü bölüme yeni yerleşen lisans öğrencilerinin üniversiteye ve bölüme uyumunu sağlamak amacıyla Esenboğa Merkez Külliyesi A Blok Felsefe Bölümü Amfisinde (A265) oryantasyon programı gerçekleştirileceğinin duyurulduğu, davacının bu programa katılmadığının sabit olduğu ancak, söz konusu bir günlük tanışma programının, yükseköğretim kurumlarında araştırma, inceleme ve deneylere yardımcı olmak ve bu itibarla bilimsel gelişmelere katkı sağlamakla görevli olan araştırma görevlilerinin asli görev tanımlarının dışında kaldığı, her ne kadar araştırma görevlilerinin, sayılanlar dışında, üniversitelerin yetkili organlarınca kendilerine verilen görevi yerine getirme yükümlülüğü de bulunmakta ise de, internet sitesinde yapılan ilanda, bölümde görevli tüm araştırma görevlilerinin bu programa katılmaları gerektiğine dair bir ifadenin yer almadığı veyahutta bizzat davacıya oryantasyon programına katılması gerektiğine dair yazılı bir bildirim yapılmadığı görüldüğünden, verilen emir ve görevleri kasten yapmamak fiilinin sabit olmadığı sonucuna varıldğı, bu durumda, davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/ D-d, D-l, D-n hükümlerinde yer verilen fiillerin davacı tarafından işlendiği iddiası yukarıda yer verilen açıklamalarla sabit görülmediğinden, davacı hakkında 2 (iki) yıl süre kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine ilişkin dava konusu 31.12.2018 tarihli toplantıda alınan 1 sayılı disiplin kurulu kararında hukuka uyarlık görülmediği, davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/ D-d, D-l, D-n hükümlerinde yer verilen fiillerin davacı tarafından işlendiği iddiasının sabit görülmediğinden, davacı hakkında 2 (iki) yıl süre kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine ilişkin dava konusu 31.12.2018 tarihli toplantıda alınan 1 sayılı disiplin kurulu kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, X2 Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı hakkında, Felsefe Bölümü Başkanı tarafından, 28.05.2018, 29.05.2018, 30.05.2018, 31.05.2018, 03.09.2018 tarihlerinde tam gün ve 05.09.2018 tarihlerinde yarım gün mazeretsiz olarak göreve gelmediği, 02.08.2018 tarihinde mesai saatlerinde okuldan ayrıldığı, 25.09.2018 tarihindeki toplantıda mesai arkadaşlarına bağırdığı, aynı toplantıda belirlenerek idareciler tarafından imzalanıp kaşelenen araştırma görevlilerinin görev dağılımını belirten belgede kendine ait görev haftalarının üzerini çizerek belgeyi tahrif ettiği, 02.10.2018 tarihinde 1. Sınıf ve lisans üstü öğrencileri için gerçekleştirilen oryantasyon ve tanışma programına katılmadığı iddialarıyla şikayette bulunulduğu, bu şikayet üzerine Dekanlık Makamının 23.10.2018 tarih ve 1349 sayılı soruşturma emri ile davacı hakkında soruşturmaya başlandığı, yapılan soruşturma neticesinde 11.12.2018 tarih ve 2018/2 sayılı Soruşturma Raporunun düzenlendiği, söz konusu rapor doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde davacının söz, fiil, tutum ve davranışlarıyla mesai arkadaşlarını rahatsız etmek, itibarsızlaştırmak, baskı altına almak amacıyla haklarında bilgi toplamak, yüksek sesle bağırmak, mesai arkadaşlarıyla uyumlu çalışmamak ve akademik saygınlığa yakışmayan davranışlar sergileyerek bölümde huzursuzluk çıkarmak, elektronik ortamda bölüm başkanlığı ile gerçekleştirdiği yazışmalarda münakaşa içerisine girip, saygısızca ifadeler kullanmak, bölüm oryantasyon programına katılmayarak, yetkili organlarca verilen görevleri yerine getirmemek, amirleri tarafından sözlü olarak uyarılmasına rağmen daha sonra davranışlarını düzeltme çabası göstermemek ve hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak disiplinsizliğinde bulunduğu sonucuna varılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin D-d, D-l, D-n ve C-ı maddeleri uyarınca, aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil yönünden herhangi bir ceza tayinine gidilmeyerek, 2 (iki) yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

2547 sayılı Kanun’un “disiplin ve ceza işleri”ne ilişkin maddelerine, 6764 sayılı Kanun ile eklenen, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” şeklindeki ibarelerinin, Anayasa Mahkemesi’nin 10/04/2019 tarihli, E:2017/33 sayılı kararı ile Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak (17/07/2019) 9 ay sonra yürürlüğe girmek üzere “iptal” edilmesi sonrasında, 17/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler, davacının öğretim elemanı olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünü etkileyecektir.

Bu bağlamda, Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü yargısal denetimde dikkate alınmalıdır.

Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümlerinden, davacıya isnat edilen ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin cezası verilmesini gerektiren hal ve fiillerden sayılan 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin 1. fıkrasının “D” bendinin (d) alt bendinde “Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak” ve (n) alt bendinde, “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak”fiillerinin 7243 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik ile öğretim üyesi olan davacının disiplin işlemleri yönünden tabi olduğu 2547 sayılı Kanun’da yer almadığı ve 657 sayılı Kanuna atıfta bulunan hükmün de anılan mevzuattan çıkarıldığı görülmektedir.

Bu durumda, davacıya isnat edilen ve disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan “Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak” ve “Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak” fiillerine 7243 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, yani mevcut/yürürlükte olan hukuki düzenleme itibariyle; mevzuatta yer verilmeyerek 2547 sayılı Kanuna tabi öğretim elemanı açısından disiplin cezasını gerektirir bir disiplin suçu sayılmaması ve “suç ve cezada lehe olan kuralın uygulanması” kuralının disiplin yaptırımları yönünden de geçerli bir ilke olması karşısında, davacıya isnat edilen söz konusu fiiller dolayısıylatesis edilen dava konusu işlemin yasal dayanağının kalmadığı, dolayısıyla idare mahkemesince bu fiillerle ilgili olarak işin esasına girilerek davacının üzerine atılı eylemin sabit olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmek suretiyle dava konusu işlemin iptal edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiş ise de, idare mahkemesi kararı sonucu itibariyle yerinde bulunmuştur.

Bununla birlikte, davacıya disiplin cezası verilmesi gerektiren fiillerden bir diğeri olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin D bendinin (l) alt bendinde düzenlenen “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek” fiilinin 2547 sayılı Kanunun 53.maddesinin “kademe ilerlemesinin durdurulması” disiplin cezası verilmesini gerektirir fiilleri düzenleyen 4 numaralı alt bendin (o) bendinde “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya hizmetten yararlananlara hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek.” fiili kapsamında yine bu cezanın verilmesini gerektirir fiil ve haller arasında sayıldığı görüldüğünden, bu fiiile ilişkin olarak işin esasına girilmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen idare mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin, hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu edilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarıncabaşvurunun yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 333.maddesi uyarınca istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası gereğincediğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere, 11/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×