Yurt genelinde yapılan ankesör duruşmalarında Mahkemeler özellikle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin belirlemiş olduğu 8 önemli kriteri dikkate almaktadır. Fakat aramaların bu kriterleri Salt sağlamış olması da Aramanın iddia edildiği gibi Örgüt üyesi biri tarafından yapıldığını göstermemektedir. Özellikle Ankesör dosyalarında aramaların Ardışık olması verilen cezaların en büyük gerekçesini oluşturmaktadır. Fakat mevcut dosyalarda görüldüğü üzere BTK dan getirilmeden Emniyet tespiti şeklinde sunulan verilerin birbiriyle çelişkiler oluşturduğu, Ardışık aranan şahısların kendi dosyalarında bu ardışık arama kayıtlarının olmaması veya aramaların tüm HTS tablosunda görülmemesi durumu görülmektedir. Dosyalara BTK tarafından düzenlenmiş Tüm HTS kayıtlarının kazandırılması çok önem arz etmektedir.

Bu aramaların Ne amaçla yapıldığı özellikle belli bir sıklıkla gerçekleşen aramaların Neden Sıklıkla gerçekleştiği de mevcut dosyalarda önem arz etmektedir. Maalesef Masumiyet karinesindeki ‘’ Herkes suçluluğu ispat edilinceye kadar masumdur.’’temel kaidesi yerini Suçsuzluğun ispat edilmesine bırakmıştır.

Konya 6. Ağır Ceza mahkemesinde yargılanan müvekkil hakkında hazırlanan iddianamede Müvekkilin 31 arama ve 2 ardışığı cezalandırılması için yeterli kabul edilmiştir. Tarafımızca yapılan savunmada aramaların askeri personelleri tarafından yapıldığını , bu hususun müvekkilin çalıştığı Kışlaya aramaların yapıldığı Ankesör sabit hatların en yakın mesafede olduğu Google Maps den çıkarılmış Kroki ile gösterilmiştir. Yine ardışık aranan şahsın da farklı rütbeden biri olması belirtilen kriterler içerisinde önemlilik arz etmektedir. Yerel mahkeme de bu hususu dikkate almıştır. Tüm bu hususlar Müvekkilin Cezalandırılması için gerekli Şüpheye Mahal Bırakmayacak Düzeyde KESİNLİĞİ ortaya koyamamış aksine şüphe halinin varlığını ortaya koymuştur.

‘’….Tüm bu açıklamalar ve yapılan değerlendirmeler neticesinde somut olayımızda subay olarak görev yapan sanık ..nın eyleminin değerlendirilmesinde;

FETÖ/PDY’nin en önemli gizli ve kriptolu haberleşme programları olan Bylock ve Eagle programları ile başkaca kriptolu bir haberleşme programının sanık tarafından kullanıldığına dair bir tespitin yapılamadığı, sanığın kod adı kullandığına  dair dosyamız nezdinde somut bir delilin bulunamadığı, örgütün maddi kanadı olan Bank Asya’da hesabının ve örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydının olmadığı, sanığa ait dijital materyallerde yapılan incelemede isnat edilen suçla alakalı herhangi bir  suç unsurunun tespit edilemediği, üyesi/kurucusu/yöneticisi olduğu örgüte müzahir dernek, sendika ve vakıf kaydının bulunmadığı, örgütsel amaçlı olarak otellerde yapılan toplantılara katıldığına ya da yurt dışı gezisine katıldığına dair bir bilginin elde edilemediği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında bulunan Erzincan İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 03.07.2018 tarihli tutunağına göre, kamuya açık büfe/lokanta gibi işletmelerde kurulu bulunan ankesör/kontörlü sabit hat numaralarından ve ankesör telefon kulübelerinden olan 0 446 223 38 21, 0 446 228 09 31, 0 446 223 34 82 ve 0 446 228 02 79  numaralı sabit hatlar üzerinden sanığın adına kayıtlı 0 507 667 46 33 numaralı hattın 30 kez tekil olarak arandığı ve 13.02.2014 tarihinde asker şahıs olan .. ile 24.07.2014 tarihinde asker şahıs olan .. ile ardışık olarak arandığı tespit edilse dahi; sanığın Erzincan’da görev yaptığı taburda bölük komutanı olması, sanığın görev yaptığı taburun  şehrin dışında bulunması, dosyada sanık tarafından sunulan Erzincan ile ve sanığın görev yaptığı taburu gösterir haritadan da anlaşılacağı üzere, söz konusu aramaların yapıldığı 2 ankesörlü sabit hattın, şehrin dışında bulunan ve sanığın görev yaptığı tabura en yakın yerde bulunan benzinlik ve büfe olması, diğer 2 ankesörlü sabit hattın ise sanığın eşinin 3 yıl boyunca gittiği dershane ile şehrin hastanesine 100 metre uzaklıkta olduğu düşünüldüğünde, sanığın görev yaptığı taburun şehrin dışında olması ve buraya araç ile ulaşım imkanının bulunmaması, hastaneye gönderilen, rutin hafta sonu iznine ve yıllık izne çıkan askerlerin dönüşleri esnasında geç kalmaları yada herhangi bir aksilik yaşamaları durumunda sanığın bölük komutanı olması nedeniyle ve o dönem er ve erbaşların cep telefonunu kullanmalarının yasak olması, sanık ile ardışık aranan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade veren tanık ..’in ” sanığı tanıdığını, 2011-2015 yılları arasında Erzincan’da 3. Ordu ulaştırma subayı  olarak  görev yaptığını, sanık ile devre olsalar da kara harp okulunda iken sanık ile bir samimiyetinin olmadığını, sanığın  örgüt ile bağlantısının ne olduğunu bilmediğini, bilseydi söyleyeceğini, çünkü etkin pişmanlıkta bulunduğunda örgüt içerisinde bulunan tandığı kişilerin kimler olduğu hakkında beyanda bulunduğu, sanık ilgili bir bilgisi olmadığı için beyanda bulunmasının doğru olmadığın” şeklindeki beyanı, sanık ile ardışık aranan …. “2009 sonuyla 2013 yılları arasında Erzincan lojistik destek komutanlığı bakım bölüğü kara kuvvetlerinde astsubay rütbesiyle görev yaptığını, sanığı tanımadığını, sanıkla hiç bir araya gelmediğini ve örgütle alakalı bilgi ve görgüsünün bulunmadığı” şeklindeki beyanları birlikte düşünüldüğünde, ayrıca söz konusu aramaların örgütsel amaçla yapıldığını gösterecek, destekleyecek nitelikte dosya kapsamında başkaca bir delil bulunamamasından dolayı ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden yapılmış olan 2 adet ardışık bu  arama bu haliyle tek başına suç unsuru olarak görülmemiştir.

Yukarıda gerekçeleriyle izah edilen tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik bakımından silahlı terör örgütü üyeliği kanaati oluşturacak örgütsel eylemleri işlediği konusunda ankesör/sabit hat aramaları dışında mahkememizce her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı ve yeterli bir delil elde edilemediği ve bu haliyle suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçeye binaen;

1-Her ne kadar sanık .. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×