Boşanma davalarında taraflar için birçok konu gündeme gelmekle ebeveyn olan taraflar bakımndan belki de en önemli konuyu velayet ve çocuğun paylaşımı konusu oluşturmaktadır. Bu yazıda çocuğun velayeti kendine birakılmayan anne veya babanın ziyaret hakkı ve sınırlarına kısaca değinilecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun 182. Maddesinin II. fıkrasında velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas alınacağı ifade edilmiştir.

Medeni Kanun’umuzun 323. maddesinde, “ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir” denilerek Hem ana ve babanın hem de çocuğun temel insan hakları arasında yer alan kişisel ilişki kurma hakkından, çocuğun velayeti kendisine bırakılmadığı gerekçesiyle yoksun bırakılamayacağı  ifade edilmiştir.

Ancak  bu hak yani çocuğun velayeti kendisine bırakılmamış ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kurulması mahkeme kararının alınması halinde mümkündür. hakim tarafından bu konuda verilecek kararla bir düzenleme yapılıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası olmadan kişisel ilişki kurulamaz. (TMK m. 326/III)

çocuğun velayeti kendisine bırakılan ebeveyn, çocukla kişisel ilişki kurulması kapsamında ziyaret hakkına sahip olan tarafla, çocuğun görüşmesini engellediği takdirde; icra müdürlüğünce velayet hakkına sahip olan tarafa icra emri gönderilebilir.İcra emrinde özellikle kişisel ilişkiye engel olunmaması, aksi takdirde ilam hükmünün İcra ve İflas Kanunu m. 341’e göre cezalandırılacağı ihtarı yer alır.

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı ve bunlara ilişkin plana aykırı hareket eden, ebeveyn şikâyet üzerine altı aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılacaktır. Velayet hakkına sahip ana ya da babanın yükümlülüklerini haklı bir gerekçe olmadan çok defa yerine getirmemesi durumunda, çocuğun menfaati doğrultusunda velayet hakkı sahibi değiştirilebileceği gibi; durum ve koşullara göre çocuğa vasi de atanabilecektir

Uygulamada Yargıtay ziyaret hakkının kapsamının belirlenmesinde, çocuğa ilişkin olarak çocuğun yaşı, okul dönemleri , çocuğun sağlık durumu gibi kişisel özelliklerini dikkate aldığı gibi; çocuk ile arasında kişisel ilişki kurulacak olan tarafın durumunu da göz önünde bulundurmakta ve kişisel ilişki kurma hakkına sahip tarafın çalışma koşulları, yerleşim yeri, yıllık izinleri, çocukla kişisel ilişki kurmak isteyen ana veya babanın sağlık durumu, sosyal çevresi gibi olguları dikkate almaktadır. Yine tarafların oturdukları yerin birbirlerine olan uzaklığı da Yargıtay tarafından göz önüne alınmaktadır.[1]

Yargıtay, kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin açıkça gösterilmediği ya da kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş tarihleri gösterilmekle birlikte, kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatlerinin gösterilmediği  yerel mahkeme kararlarını, hükmün infazında güçlük yarattığı gerekçesiyle bozmaktadır.[2]

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.01.2008 tarihli kararında, “…Davalı baba ile çocuk arasında düzenlenen kişisel ilişkide; 1-30 Temmuz dönemi için kişisel ilişkinin başlama ve bitiş saati gösterilmemiştir. Sözü edilen eksiklik hükmün infazında şüphe ve tereddüt yaratacak niteliktedir. (HUMK. m. 389) Bu yönün gözetilmemesi isabetsizdir.” denilerek, hükümde ziyaret süresinin başlangıç ve bitiş saatlerinin gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.[3]

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.3.2013 tarihinde vermiş olduğu bir başka kararında da, “…Velayet hakları davalı anneye verilen müşterek çocuklarla davacı baba arasında kurulan kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatlerinin gösterilmemesinin infazda tereddüt yaratacak olup, bozmayı gerektirmiştir.” demiştir.[4]

Görülmektedir ki her şeyden önce çocuğun menfaati önde tutulmakla ebeveynlerin ziyaret ve genel başlığı ile  ilişki kurma hakkı çocuğa ilişkin olarak çocuğun yaşı, okul dönemleri , çocuğun sağlık durumu; kişisel ilişki kurma hakkına sahip tarafın çalışma koşulları, yerleşim yeri, yıllık izinleri, sağlık durumu, sosyal çevresi gibi pek çok etmen bir arada değerlendirilmektedir.

________________________________

[1] ERLÜLE, Fulya, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018 s.272

[2] ERLÜLE, Fulya, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018 s.273

[3] Yarg. 2. HD. 17.01.2008, 2894/226, GENÇCAN, (Boşanma 2008), s. 1253.

[4] Yarg. 2. HD. 18.03.2013, 2012/21398, www. kazanci.com.tr

#

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

×