Danıştay Onikinci Daire Esas : 2015/654 Karar : 2018/3551 Tarih : 04.10.2018

İstemin Özeti : İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 29/09/2014 tarihli ve E:2014/528, K:2014/1839 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Dava; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü’nde Zabıta Başkomiseri olarak görev yapmakta olan davacıya, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-(b) bendi uyarınca ” özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” fiili nedeniyle verilmiş olan 1/30 oranında maaş kesme cezası işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacıya atfedilen fiilin sübuta ermiş olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-(b) maddesinde; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği düzenlemesi yer almıştır.

Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 18.maddesinde; disiplin amirlerinin kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği görevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, 657 sayılı Kanunda yazılı disiplin cezalarından yetkisi dahilinde bulunanları vermeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması cezayı veren disiplin amirlerinin olayı objektif değerlendirebilmeleriyle mümkündür.

Disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehe ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve böylelikle memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının 29.06.1983 tarihinde aday memur kadrosuna atandığı, 09.07.1986 tarihinde Zabıta Memurluğu kadrosuna atandığı, 1996 tarihinde komiser yardımcısı, 1999 tarihinde komiser kadrosuna, 2006 yılında da zabıta başkomiserliğine atandığı, dava konusu işlemin yapıldığı sırada Avrupa Merkez Zabıta Amirliğine bağlı Bayrampaşa Eski Cezaevi kompleksi içinde bulunan zabıta karakolunda görevli olduğu, 08.01.2014 saat 09:00’da tutulan tutanağa göre davacının 07.01.2014 Salı günü herhangi bir mazereti olmaksızın işe gelmediğinin tespit edildiği; tutanağın M. Sarı ve S. Kafkas adlı zabıta Amir ve Komiseri tarafından imzalandığı; konuya ilişkin olarak davacı hakkında soruşturmacı atanmaksızın ve soruşturma açılmaksızın, disiplin amirince davacıdan savunma istendiği, davacının 20.01.2014 tarihli savunmasında; 06.01.2014 Pazartesi günü ani bir baş ağrısı, ateş ve halsizlik durumu oluştuğunu, bu durumun tüm mesai arkadaşlarının gözü önünde gerçekleştiğini, bu nedenle acilen evine gitmek zorunda kaldığını, evde yaklaşık 26-27 saat kalakaldığını, doktora dahi gidemediğini, evden aldığı ağrı kesicilerle durumu geçiştirdiğini, tutanağın tutulduğu 07.01.2014 günü de iki arkadaşının kendisini aradıklarını, onlara işe gelemeyeceğini bildirdiğini, hasta olduğunu beyan ettiğini, ancak buna rağmen hakkında haksız yere ve kasıtlı olarak fırsatçılık yapılarak tutanak tutulduğunu, tutanağı tutan amirin bunu niçin yaptığını çözemediğini, mağdur olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, davacının bu beyanlarının yeterli olmadığı düşünülerek davacıya dava konusu disiplin cezasının verildiği, davacının Disiplin Kurulu’na itiraz ettiği; ancak itirazının da reddedildiği ve ilgili disiplin cezasının iptali için bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, usulüne uygun soruşturma açılmadan, bağımsız bir soruşturmacı tayin edilmeden ve isnat edilen fiili her yönüyle ve şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koyan bir soruşturma raporu düzenlenmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 04.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×