İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 16/06/2020 gün ve E:2016/2703; K:2020/2482 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : K1

Düşüncesi : Uyuşmazlıkta; Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı ile davacı arasında 23/12/2005 tarihinde bir protokol imzalandığı, üniversite tarafından imzalanan bu protokol gereği projenin yürütülmesine yönelik olarak 22/07/2005 tarihinde Ankara 10. Noterliğinin tasdiki ile ana sözleşmesi oluşturulan ve 28/07/2005 tarihinde ilk toplantısını yaparak faaliyete giren S.S. F1 Kooperatifinin kurulduğu, Ulaştırma Bakanlığı ile Gazi Üniversitesi arasında protokol imzalanmadan 17/08/2005 tarihinde Gazi Üniversitesi ile S.S. F1 Kooperatifi arasında “Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Belgesi” projesinin yürütülmesi konusunda iş birliği protokolü yapıldığı, bu protokolün Gazi Üniversitesi eski Rektörü K4 ile Kooperatif adına, davacı ile K2 tarafından imzalandığı ve bu projeye dair iş ve işlemlerin bu kapsamda yürütüldüğü görülmüş olup, davacının hem Bakanlık ile imzalanan protokolde hem de Üniversite ile Kooperatif arasında imzalanan protokolde imzası bulunduğu görülmüştür.

Öte yandan, davacının Kooperatifin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olduğu, hakkında aynı soruşturma raporuyla disiplin cezası tesis edilen diğer davacı K3′ nun dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2012 günlü ve E:2011/670, K:2012/2252 sayılı kararında davacının üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ise de, davacının eyleminin ceza kanununa göre cezalandırılmamasının disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olmayacağından, rektör yardımcısı olarak görev yapan davacının, projenin yürütülmesi kapsamında mevzuata ve Bakanlık ile imzalanan 23/12/2005 tarihli protokol hükümlerine aykırı

olarak, tahsil edilecek gelir ve proje kapsamında belirtilen işlemlerin yürütülmesi için Rektörlüğe devredilen ve Rektörlükçe veya Üniversitenin Döner Sermaye İşletmesi tarafından kullanılması gereken yetkinin S.S. F1 Kooperatifine devri konusunda gerekli uyarıyı yapmayarak ve proje kapsamında elde edilen gelirlerden Kooperatif tarafından 2006-2007 yıllarında projenin yürütülmesi için üniversitenin ihtiyacı olarak gösterilen A1 Mahallesinde bulunan bir adet binanın 6.379.661,00 TL bedel karşılığı satın alındığı, Rektörlük için X1 marka vasıta alındığı, hastanenin ihtiyacı gösterilerek prostat cihazı alındığı görülmüş olup bu hususlarda Kooperatifin hem ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olarak bilgisi bulunduğunun kabulü gerektiğinden, davacının imzasının bulunduğu protokollerin hukuka ve mevzuata uygun olup olmadığının ve hukuki sonuçlarının bilgisine sahip olduğunun veya bu hususlarda araştırma yapmasının kendisinden bekleneceği bir makamda görev yaptığından, disiplin yönünden açıkça ihmali ve ihlalinin bulunduğu görülmüş olup, davacının görevi kötüye kullanma fiilinin sübuta erdiği anlaşıldığından, İdare Mahkemesince, soruşturma raporu ve diğer bilgi ve belgeler incelenerek bir değerlendirme yapılmaksızın verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından idare mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/06/2020 gün E:2016/2703, K:2020/2482 sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.

Dava, Gazi Üniversitesi eski rektör yardımcısı olan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11. maddesinin birinci fıkrasının (b/6) bendi uyarınca “Kamu Görevinden Çıkarma” cezası ile cezalandırılmasının uygun bulunduğu ancak geçmiş çalışmaları ve öncesinde disiplin cezasının olmaması nedeniyle aynı Yönetmeliğin 16. maddesi uygulanarak “3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması” disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunun 25/09/2014 tarih ve 2014/12 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen davada, davacının üzerine atılı suçu işlemediği ve beraat ettiği anlaşıldığından, Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin (6) numaralı alt bendinde belirtilen “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili nedeniyle aynı Yönetmeliğin 16. maddesinin uygulanması suretiyle “3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin

durdurulması cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

21/08/1982 tarihli ve 17789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Üniversite Öğretim Mesleğinden veya Kamu Görevinden Çıkarma” başlıklı 11. maddesinde, “Aşağıdaki disiplin suçlarından (a) bendinde yer alanları işleyenlere üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası, (b) bendinde yer alanları işleyenlere kamu görevinden çıkarma cezası verilir. Kamu görevinden çıkarma cezası alanlar üniversite öğretim mesleğinden de çıkarılmış olurlar….

b) Kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır. (…) 6) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,” hükmü; aynı Yönetmeliğin “İyi Halin Değerlendirilmesi” başlıkılı 16. maddesinde, “Geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan yönetici ve öğretim elemanları ile memurlar ve diğer personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir” hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden, Ulaştırma Bakanlığı’nın 03/01/2005 tarihli oluru ile Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği’nin Ek 1. maddesine istinaden sürücü belgelerine özgü belirli iş ve işlemlerin Gazi Üniversitesi tarafından yürütülmesi amacıyla Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı ile davacı arasında 23/12/2005 tarihinde bir protokol imzalandığı, üniversite tarafından imzalanan bu protokol gereği projenin yürütülmesine yönelik olarak 22/07/2005 tarihinde Ankara 10. Noterliğinin tasdiki ile ana sözleşmesi oluşturulan ve 28/07/2005 tarihinde ilk toplantısını yaparak faaliyete giren S.S. F1 Kooperatifinin kurulduğu, Ulaştırma Bakanlığı ile Gazi Üniversitesi arasında protokol imzalanmadan 17/08/2005 tarihinde Gazi Üniversitesi ile S.S. F1 Kooperatifi arasında “Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Belgesi” projesinin yürütülmesi konusunda iş birliği protokolü yapıldığı, bu protokolün Gazi Üniversitesi eski Rektörü K4 ile Kooperatif adına davacı ile K2 tarafından imzalandığı ve bu projeye dair iş ve işlemlerin bu kapsamda yürütüldüğü; 27/11/2008 tarihli onay ile davacının da aralarında bulunduğu adı geçen öğretim üyeleri hakkında; Üniversite ile Ulaştırma Bakanlığı arasında imzalanan Karayolu Taşımacılığı Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik belgesine ilişkin işlemlerin Bakanlıkça Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne devreden protokol uyarınca üniversitece yerine getirilmesi ve gelir ve giderinin döner sermaye hesapları içerisinde değerlendirmesi gerekirken kendisine devredilen yetkiyi mevzuata aykırı olarak kooperatife devrederek Üniversiteyi zarara uğratmak ve protokol gereği tahsil edilen paraların önemli bir kısmının belli kişilere ödenmesini sağlamak ve bu şekilde zimmet oluşmasına yol açmak suretiyle “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak

nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler yapmak” disiplin suçunun işlendiği iddialarıyla açılan soruşturma sonucu Yükseköğretim Denetleme Kurulu Üyesi tarafından hazırlanan soruşturma raporunda; protokol kapsamındaki işlemlerin kooperatif tarafından yerine getirilmesinde kitap basımı, soru bankası oluşturulması, sınav yapılması adı altında birtakım ödemelerin yapıldığı, bu ödemelerden büyük bir çoğunluğunun telif ücreti ödemesini oluşturduğu, telif ücretlerinin 8 adet set şeklinde kooperatif tarafından bastırılmış ve Üniversite öğretim elemanları tarafından hazırlanmış 40.000 adet kitap karşılığında yapıldığı, eğitim ve satış amacıyla bastırılmış kitaplardan sadece 496 adetinin satılmış olmasının kazanç amacıyla yapıldığının göstergesi olduğu, davacı ile birlikte bir başka öğretim elemanına yapılan ödeme tutarının 2.000.000 TL civarında olmasının işin boyutunu gösterdiği, projenin yürütülmesi için bu gelirlerden A1 Mahallesinde bulunan bir adet binanın 6.379.661,00 TL bedel karşılığı satın alındığı, Rektörlük için X1 marka vasıta alındığı, hastanenin ihtiyacı gösterilerek prostat cihazı alındığı, alımların bu gelirlerden değil, Üniversitenin özel bütçesi ve döner sermaye hesabından yapılması gerektiği, ancak tüm işlemlerin kooperatif tarafından yerine getirilmiş olmasına rağmen Kooperatif tarafından Üniversiteye hizmet sunulmuş gibi fatura kesilmesinin yanlış bir işlem olduğu, yapılan bu işlemlerde başta eski Rektör Prof. Dr. K4 olmak üzere, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. K5 ile Bakanlık ile imzalanmış protokolün 4. Maddesinde protokol kapsamındaki işlerde Üniversite adına proje sorumlusu olarak görevlendirilen davacının, Üniversite ile Bakanlık arasında yapılmış protokolün kooperatife devri işleminde gerekli uyarıyı yapmayarak ve ayrıca sırf yüksek miktarda telif ücreti alınması için büyük miktarda kitap basımına sebep olduğu ve Üniversite ile Kooperatifi zarara uğrattığı, bu suretle sorumlu oldukları eylemlerin TCK açısından suç olduğu ve söz konusu fiillerden ötürü davacı ve diğer adı geçenlerin Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (d) fıkrası uyarınca “Aylıktan kesme cezası” ile cezalandırılmalarının teklif edildiği; ancak, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca oluşturulan son soruşturmaya yetkili kurulu’nun 08/12/2009 tarihli ve 2009/19 sayılı kararıyla; söz konusu yetkinin üniversite tarafından kullanılıp gelir ve giderlerinin döner sermaye hesapları içerisinde değerlendirilmesi gerekirken, üniversitenin kendisine tanınan bu yetkiyi F1 Kooperatifince kullanılması imkanını sağlandığı, işlemlerin döner sermaye bütçesi içerisinde yapılması gelir ve giderlerinin bu bütçe içerisinde değerlendirilmesi gerekirken yapılmadığı, yapılan bu işlemlerin mevzuata aykırı olduğundan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. K5, Proje Sorumlusu Prof. Dr. K3 ile 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu’nun 8. maddesi hükmünü yerine getirmeyen ve aynı zamanda ortada Ulaştırma Bakanlığı ile Üniversite arasında imzalanmış bir protokol mevcut değil iken dört ay önce ve 17/08/2005 tarihinde imzalanmış protokole dayanarak yetkiyi kooperatife veren ve bu protokolde imzası bulunan eski

Rektör Prof. Dr. K4’ın sorumlu oldukları; suçun “Zimmet” suçunu oluşturduğundan bahisle disiplin yönünden, Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun 28/07/2010 tarihli ve 2010/48 sayılı kararı ile Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11. maddesinin birinci fıkrasının (b/6) bendi ile 16. maddesinin uygulanmasıyla bir alt ceza olan “Görevden Çekilmiş Sayma” cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Ankara 7. İdare Mahkemesi 2010/1778 E. sayılı davasında iptalle sonuçlandığı, adı geçen Mahkeme kararının Danıştay tarafından onandığı, Cumhuriyet Savcılığının aynı konuda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği, bunun üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 30/05/2011 tarih ve 2011/19 karar nolu “Son Soruşturma Yetkili Kurulu kararı” ile davacının zimmet suçunu işlemediği anlaşıldığından, görevi kötüye kullanma suçu işlediği kanaati ile lüzumu muhakemesine karar verdiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 12/07/2012 tarih ve 2012/103 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu Kararıyla davacıya ikinci defa Yükseköğretim Kurumları, Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği gereğince “Görevden çekilmiş sayma cezası”nın verildiği, söz konusu bu cezanın Ankara 5. İdare Mahkemesinin E:2012/1565 sayılı davasına konu edildiği ve 657 sayılı Yasa’da öngörülmeyen “görevinden çekilmiş sayma” cezasının Disiplin Yönetmeliği ile getirildiği sonucuna varılarak iptal kararıyla sonuçlanması üzerine Yüksek Öğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla davacıya bu defa dava konusu “3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” verilmesi nedeniyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda davacının da içinde bulunduğu adı geçen öğretim üyelerinin üzerlerine atılı bulunan eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu iddiasıyla Danıştay Birinci Dairesinin 01/11/2011 günlü ve E:2011/1661, K:2011/1689 sayılı kararı ile öğretim üyeleri hakkında Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği kapsamında mesleki yeterlilik basvurularının incelenmesi, belgelerin hazırlanması, basımı dağıtımı ile yeterlilik belgesi alan kişilere ait bilgi bankası oluşturulması, bu kapsamda yürütülecek eğitimlere ilişkin müfredat programı geliştirilmesi, eğitimler sonucu Ulaştırma Bakanlığınca yaptırılacak sınavlar için soru bankası oluşturulması ve geliştirilmesi konularında yürütülecek hizmetlerin Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne devredilmesine ilişkin Gazi Üniversitesi ile Ulaştırma Bakanlığı arasında imzalanan 23/12/2005 tarihli protokol hükümlerine aykırı olarak, tahsil edilecek gelir ve yukarıda belirtilen işlemlerin yürütülmesi için Rektörlüğe devredilen ve Rektörlükçe veya Üniversitenin Döner Sermaye İşletmesi tarafından kullanılması gereken yetkinin S.S. F1 Kooperatifine devrinin sağlanması, anılan Kooperatif tarafından yürütülen faaliyetler kapsamında fahiş fiyatla bina satın alınması, şüphelilerden davacı K5 ve K3’na 2.000.000 TL telif ücreti ödenmesi, araç alınması ve alınan araca zırh yaptırılması, Tıp Fakültesine prostat makinesi alınması, telif ücreti almak amacıyla yüksek miktarda kitap

bastırılması hususlarında usulsüzlükler yapmaktan haklarında kamu davası açılması gerektiği hususunda yeterli süphe oluştuğu anlaşılmakla, şüphelilerin eylemlerine uyan TCK.nun 257 maddesi gereğince yargılanmalarına karar verildiği anılan karar üzerine Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davada; “… her üç sanığa da Danıştay Birinci Dairesinin kararında belirtmiş olduğu her bir kalem itibari ile sanıkların görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmedikleri ve herhangi bir kurumun yada kisinin mağduriyetine yada zararına sebebiyet vermedikleri, haksız bir menfaat sağlamadıklarına ilişkin Mahkememizce tam bir vicdani kanaat hasıl olmakla her bir sanığın müsnet görevi kötüye kullanma suçlarından beraatlerine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir” şeklinde beraat karar verildiği dosyada mevcut olan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.

Yürütülen kamu hizmetinin gerektiği şekilde görülmesini, memurun görevine bağlılığını ve kamu görevlisinin statüsünün korunmasını sağlamaya yönelik olan disiplin cezaları, kamu düzenini korumak esasına dayanan ceza yasalarının getirdiği cezalardan farklı nitelik taşırlar. Bu nedenle, bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olması veya olmaması, kamu görevlisinin eyleminin, disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel değildir.

Bu durumda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2012 günlü ve E:2011/670, K:2012/2252 sayılı kararında davacının üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ise de, yukarıda yapılan açıklama uyarınca, davacının eyleminin ceza kanununa göre cezalandırılmamasının disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olmayacağından, İdare Mahkemesince, soruşturma raporu ve diğer bilgi ve belgeler incelenerek davacının görevi ve yetkileri dikkate alınarak eylemlerinin disiplin cezası gerektirip gerektirmediği hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmadan verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, karar düzeltme isteminin kabulüne, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 12/11/2015 gün ve E:2015/522, K:2015/1543 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine, 22/10/2020tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×