İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN(DAVALI) :Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğü

VEKİLİ:Av. K1

KARŞI TARAF (DAVACI) :K3

VEKİLİ:Av. K3

İSTEMİN ÖZETİ :Adıyamanİdare Mahkemesi’nce verilen 26/01/2018 tarih ve E:2017/50, K:2018/35 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi’nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45.maddesi uyarıncadava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava, Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, Rektör hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dilekçesi ekindeki belgeleri üniversite bünyesindeki müdürlük görevi sona erdiği halde müdür olarak imzaladığının sübuta erdiğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/1.C-ı maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile tecziyesi gerekmekte iken bir alt ceza olan“Kınama”cezasıyla tecziyesine ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılmıştır.

İdare mahkemesince; söz konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri göz önüne alınarak bir değerlendirme yapıldığında, üniversite öğretim üyesi olan ve 657 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile Kanun’un kapsamı dışında tutulan, kendi özel kanunlarında ise disiplin işleri yönünden 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmayan davacı hakkında, 657 sayılı Kanun’un disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığından, davacının 657 sayılı Kanun’un 125/C-ı maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile tecziyesi gerekmekte iken bir alt ceza olan “Kınama” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare tarafından; üniversitelerde görev yapan akademik personellerin anayasamızda yer verilen hükümle diğer kamu görevlisi kapsamında yer aldıkları, kamu hizmeti kapsamında ifa ettikleri görevleri yerine getirirken işlemiş oldukları eylemler sonucunda disiplin yaptırımına da tabi oldukları, 2547 sayılı Kanunun Çeşitli Hükümler Başlıklı 11.bölümü, 62.maddesi ve 2194 sayılı Kanunun 20.maddesinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda kamu görevlisi statüsündeki akademik personel ile ilgili olarak özlük hakları bakımından özel kanunlarında hüküm bulunmaması halinde genel hükümlerin uygulanması gerektiğinin açık bir şekilde anlaşıldığı, mahkeme kararı ile geneli kapsayacak şekilde bir şahsi cezasızlık nedeni oluşturulmasına hukuken imkan bulunmadığı, Anayasanın ”Kanun Önündü Eşitlik” başlığını taşıyan 10.maddesinde kimseye imtiyaz tanınmayacağının açık bir şekilde hüküm altına alındığı, kamu görevlilerinin özlük haklarının çekirdeğini oluşturan iki temel hususun mali haklar ile disiplin cezaları olduğu, Anayasamızda hüküm altına alınan ve hukukun en temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesine açık bir aykırılık oluşturtuğu, verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğu, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, davacının hangi işleme karşı dava açtığının net bir şekilde belirtilmediği, esasa ilişkin olarak ise, davacının hakkında usulüne uygun şekilde soruşturma yapıldığı, soruşturmanın makul bir sürede bitirildiği, davacının soruşturma yapılmadan cezalandırıldığı yönündeki iddialarının yersiz olduğu, davacının müdürlük görevinden alındığı tarihten sonra müdür sıfatıyla suç duyurusu dilekçesini ve ekindeki belgeleri imzaladığının tespit edildiği, davacıya mobbing uygulandığı yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Disiplin ve Ceza İşleri”ni düzenleyen 9. Bölümünün “Genel Esaslar” başlıklı 53. maddesinin (b) bendinde; “Öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslara göre Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” hükmü bulunmakta iken, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesiyle bahse konu bent; “Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Söz konusu yasal düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada; Anayasa Mahkemesi’nin 14/01/2015 gün ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile, “…Dava konusu kural ile düzenlenmesi öngörülen hususlar, hangi fiillerin hangi disiplin cezalarını gerektireceği, bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri gibi konuları içermektedir. Kamu görevlileri olarak memurların ve öğretim elemanlarının disiplin işlemleri konusunda kuralla getirilmiş bir kanuni güvence bulunmamaktadır. Söz konusu disiplin işlemleri, Anayasa’nın yukarıda yer alan hükümleri gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlardır. Bu hâliyle öğretim elemanları, memurlar ve diğer personel için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı gibi yasal olarak belirlilik de sağlanmamıştır. Kural, sadece Devlet memurlarına uygulanan usul ve esasların göz önüne alınmasını düzenlemiş ancak bunun dışında herhangi bir kanuni düzenlemeye yer vermemiştir.

Dava konusu kural bu hâliyle disiplin uygulamaları ile ilgili olarak genel ilkeleri ortaya koymamakta, disiplin cezalarını gerektiren hâl ve durumları belirlememektedir. Ayrıca kuralda, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere kamu görevlilerinin hakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hâllerde özlük dosyasından silinebileceği gibi konuların hiçbiri ile ilgili kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngören dava konusu kural, Anayasa’nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmamaktadır” gerekçesiyle 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesi iptal edilmiştir. Yüksek Mahkeme, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiş, söz konusu karar, 07.04.2015 gün ve 29319 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve 08.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu süre zarfında, Türkiye Büyük Millet Meclisince yükseköğretim personeline ilişkin olarak herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış, söz konusu düzenleme ancak 09.12.2016 günlü, 29931 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun ile yapılabilmiş ve bu arada 11 aylık bir boşluk oluşmuştur.

Anayasa Mahkemesi tarafından tanınmış olan dokuz aylık süre henüz dolmamışken Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 29/04/2015 gün ve E:2013/826, K:2015/1654 sayılı karar ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçelere değinilerek, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline karar verilmiş ve iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceği, iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesinin yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmayacağı değerlendirmesi yapılarak, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği belirtilerek davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğu gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Bahse konu karar üzerine, 12.11.2015 tarihinde toplanan YÖK Genel Kurulunca, 657 sayılı Kanun’un 1. maddesinin üçüncü fıkrasında özel kanunlarına atıfta bulunulan yükseköğretim personeline ilişkin disiplin hükümleri bakımından uygulanabilir özel hüküm bulunmadığına vurgu yaparak, “2547 sayılı Kanun ile adı geçen Yönetmeliğe göre başlatılmış olup da henüz tamamlanmamış olan ve bundan sonra başlatılacak tüm disiplin soruşturmalarında;

2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (a) bendi ile diğer maddelerinde özel olarak düzenlenen disipline dair hususlar dışında 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına (…)” karar verilmiş, bu karara karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 09.03.2016 tarih ve E:2016/1221 sayılı kararı ile söz konusu düzenleme yönünden yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da Danıştay Sekizinci Dairesinin söz konusu kararına yapılan itirazı 27.02.2017 tarih ve E.2016/610 sayılı karar ile reddetmiş, akabinde Danıştay Sekizinci Dairesinin 11.03.2020 tarih ve E:2016/1221, K:2020/1783 sayılı kararıyla, Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 12.11.2015 tarihli toplantısında alınan 2015.14.486 sayılı kararın “2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (a) bendi ile diğer maddelerinde özel olarak düzenlenen disipline dair hususlar dışında 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına” ilişkin kısmı ile “Disiplin cezalarına ilişkin olarak açılmış olan davalarda yukarıda zikredilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçeyle mahkemelerce iptal kararı verilmesi halinde, disiplin cezasına konu olan fiil hakkında yukarıda zikredilen hükümler uygulanmak suretiyle yetkili mercilerce yeniden işlem tesisi yoluna gidilmesine…” ilişkin kısmı yönünden oy birliğiyle davanınreddine hükmedilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/1.C-(ı) maddesinde; hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak eylemi aylıktan kesme cezasını gerektirir fiil ve hallerden sayılmıştır.

Öte yandan; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53.maddesi, 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7.maddesiyle, “(3) Aylıktan veya ücretten kesme: Brüt aylıktan; veya ücretten bir defaya mahsus olmak üzere 1/30 ila 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır: (1)(3)a) Yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının organlarında yapılan konuşma ve alınan kararları, yetkili olmadığı halde organ veya üyelerinin aleyhinde davranışlara yol açmak maksadıyla dışarı yaymak. b) Kuruma ait araç, gereç, belge ve benzeri eşyayı görevin sona ermesine ve kurumca yazı ile istenmesine rağmen belirlenen süre içinde geri vermemek. c) Araştırma ve deneylerde, hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek. d) Bilimsel çalışmalarda, diğer kişi ve kurumlardan temin edilen veri ve bilgileri, izin verildiği ölçüde ve şekilde kullanmamak, bu bilgilerin gizliliğine riayet etmemek ve korunmasını sağlamamak. e) Bilimsel araştırma için sağlanan veya ayrılan kaynakları, mekânları, imkânları ve cihazları amaç dışı kullanmak. f) (Mülga:15/4/2020-7243/7 md.) g) Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. h) Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı hâlde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek. ı) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak. j) Hukuka aykırı olarak kurumun bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına kasten girmek veya orada kalmak. k) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak. l) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Kasıtlı olarak; görevi tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek. m) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek. n) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, bu yeri kullanmak veya kullandırmak. o) (Ek:15/4/202Yasaklanmış her türlü yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya teşhir etmek” şeklini almıştır.

Aynı Kanun’un “Disiplin cezası verilmesinde uygulanacak temel ilkeler” başlıklı 53/D maddesinin üçüncü fıkrasında “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir. Bir derece alt cezayı, asıl

cezayı vermeye yetkili makam verir.

“hükmü; “İtiraz” başlıklı 53/F maddesinde “Disiplin cezalarına itiraz edilebilecek amir ve kurullar şunlardır:

a) Uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz ilgilinin görevli olduğu birimin disiplin kuruluna, dekanlar için üniversite disiplin kuruluna, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu

müdürleri için Yüksek Disiplin Kuruluna yapılabilir. …” hükmü yer almaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, Rektör hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dilekçesi ekindeki belgeleri üniversite bünyesindeki müdürlük görevi sona erdiği halde müdür olarak imzaladığının sübuta erdiğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/1.C-ı maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile tecziyesi gerekmekte iken bir alt ceza olan “Kınama”cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; her ne kadar İdare Mahkemesince üniversite öğretim üyesi olan ve 657 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile Kanun’un kapsamı dışında tutulan, kendi özel kanunlarında ise disiplin işleri yönünden 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmayan davacı hakkında, 657 sayılı Kanun’un disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; 2547 sayılı Kanuna tabi personele uygulanacak disiplin hükümleri ile ilgili Yükseköğretim Genel Kurulunun 12/11/2015 tarihli toplantısında alınan 2015.14.486 sayılı karar ile 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (a) bendi ile diğer maddelerinde özel olarak düzenlenen disipline dair hususlar dışında 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verilmiş, bu karara karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 09.03.2016 tarih ve E:2016/1221 sayılı kararı ile söz konusu düzenleme yönünden yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da Danıştay Sekizinci Dairesinin söz konusu kararına yapılan itirazı 27.02.2017 tarih ve E.2016/610 sayılı karar ile reddedilmesi, akabinde Danıştay Sekizinci Dairesinin 11.03.2020 tarih ve E:2016/1221, K:2020/1783 sayılı kararıyla, Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 12.11.2015 tarihli toplantısında alınan 2015.14.486 sayılı kararın “2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (a) bendi ile diğer maddelerinde özel olarak düzenlenen disipline dair hususlar dışında 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına” ilişkin kısmı ile “Disiplin cezalarına ilişkin olarak açılmış olan davalarda yukarıda zikredilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçeyle mahkemelerce iptal kararı verilmesi halinde, disiplin cezasına konu olan fiil hakkında yukarıda zikredilen hükümler uygulanmak suretiyle yetkili mercilerce yeniden işlem tesisi yoluna gidilmesine…” ilişkin kısmı yönünden oy birliğiyle davanınreddine hükmedilmesi karşısında, dava konusu işlemde usul yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı usul yönünden dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Bu itibarla, 2547 sayılı Kanun’un “disiplin ve ceza işleri”ne ilişkin maddelerine, 6764 sayılı Kanun ile eklenen, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” şeklindeki ibarelerinin, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 tarihli, E:2017/33 sayılı kararı ile Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak (17/07/2019) 9 ay sonra yürürlüğe girmek üzere “iptal” edilmesi sonrasında, 17/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler, davacının öğretim elemanı olması nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünü etkileyeceğinden lehe olan hükmün uygulanması ilkesi nazara alınarakişin esası hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava dosyasının 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 14/10/2020 tarihinde oybirliğiyle kesinolarak karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×