İmar planları; çevreyi sağlıklı, düzenli, rahat, güvenli ve ekonomik bir yapıya kavuşturmak, yapılacak yatırımların yer seçimlerini ve gelişimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma kullanma dengesini en doğru biçimde belirlemek amaçlarıyla hazırlanan bir dizi planlar bütünüdür.(İmar Hukuku Seminer, http://www.bahum.gov.tr.)

Ayrıca imar planları ile ilgili açılan davalara ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararlarının belirli bir sistematik ve istikrar içinde verilebilmesi bakımından söz konusu ilkeler çok önemli bir yer tutmaktadır.

1- Hukuk Devleti İlkesi; söz konusu ilkenin amacı hukuki güvence sağlamaktır. İmar planları ve idarece yapılan düzenlemeler keyfi olmamalı, meşru ve kamusal amaçların gerçekleştirilmesiyle ilgili, Anayasa’nın ikinci kısmında yer alan temel hak ve hürriyetlerle uyumlu, özellikle 35. madde ile Anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygılı olmalıdır. Bununla birlikte, imar planları ve bunları uygulamak amacıyla işlemler yapılırken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak Anayasa ve kanunlarca belirlenen esas ve usullerin takip edilmesi gerekir (www.ilkerduman.av.tr/).

2- Açıklık İlkesi; herkes imar planları hakkında bilgi edinme ve bununla alakalı belgeleri edinme hakkına sahiptir. Zira bu imar planlarındaki aleniyet ilkesinin bir gereğidir. Başta İmar Kanunu olmak üzere birçok Kanun ve Yönetmelikte de aleniyeti sağlamak adına hükümler düzenlenmiştir. Planların hazırlanması aşamasında halkın katılımının sağlanarak görüş ve fikirlerinin alınması, onaylanan imar planlarının herkesin görebileceği yerlerde asılarak belirli sürelerle ilan edilmesi açıklığı sağlamak için yapılan işlemlerden birkaçıdır (Keleş Kentleşme Politikası, s.124,125, aktaran: Kalabalık, 2015, s.229).

3- Genellik İlkesi; söz konusu ilke, bazı kişilere ayrıcalık göstermek ya da buna benzer özel amaçlarla imar planları ve parsel bazında plan değişikliğine gidilerek imar planlaması yapılamayacağı anlamına gelmektedir (Cambazoğlu, Ayaydın, 2011, s.245).

4- Hiyerarşi İlkesi; imar planları aralarında hiyerarşik bir ilişki içerisindedir. Söz konusu hiyerarşik ilişkide, normlar hiyerarşisinde olduğu gibi alt ölçekli plan üst ölçekli plana aykırı olamayacak ve bu sayede de planı, üst ölçekli plan doğrultusunda hazırlanan tüm arazi, en yüksek ölçekli plana uygun olarak kullanılacaktır (http://www.idarehukuku.net).          Arazi kullanımının üst düzey mekansal strateji planları ile belirlenmesi ve yerel planların buna uygun olarak, yerleşim ve yoğunlukların neler olacağı ile alakalı doğru kararlar alabilmeleri için hiyerarşinin düzgün kurulması ve planlama yetkilerinin net bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir (Ünal, 2008, s.27).

Planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur.

5- Kamu Yararı İlkesi; Kamu yararı kavramı, şehir planlama, hukuk, kamu yönetimi gibi alanlarda sıkça gündeme gelen bir kavramdır. Kamu yararı, kişisel yararın üzerinde görülmektedir. Nitekim bu üstünlüğü vurgular şekilde hukuki düzenlemeler de yapılmıştır.

Planlamalar hukuki açıdan değerlendirildiğinde ise kamu yararı en temel dayanak olmaktadır. Şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı hukuk alanında yan yana geldiklerinde, şehir planlamaya ilişkin konuların yargısal denetiminde, bilirkişilerin yol göstericiliğinde verilen kararların temel dayanakları olarak karşımıza çıkmaktadırlar (Bal, 2010, s.27-33).

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde de kamu yararını vurgulayan hükümler bulunmaktadır. 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; planların kamu yararı amacıyla yapılacağını, 14. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; mekansal strateji planlarında kamu yararı, kaynak kullanımında etkinlik, verimlilik ve saydamlığın sağlanmasının esas olduğunu, 26. maddesinin birinci fıkrasında; imar planı değişikliklerinin, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılacağını, vurgulayacak şekilde düzenlenmiştir.

6- Zorunluluk İlkesi; söz konusu ilke gereğince onaylanmış imar planlarının dışına çıkılması olanaklı değildir. Kesinleşen planlar, hem idare hem de vatandaşlar açısından bağlayıcıdır. Planların kabul edilmesinden sonra 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. Maddesine göre idarelerin bu planları uygulama zorunluluğu doğar.

7- Esneklik İlkesi; imar planları ile hedeflenen amaca ulaşabilmek için asıl olan imar planlarının sık sık değiştirilmemesidir. Bu yüzden planlama öncesi hazırlık safhası çok titiz bir çalışmayı gerektirmektedir. Fakat ihtiyaçlar dolayısıyla ya da başka önemli sebeplerle imar planlarında değişikliğe gitme zorunluluğu doğabilir. İşte bu durumlar için imar planlarının esnek yani katı olmayan kurallarla düzenlenmesi gerekir (Akış, 1997, s.45).

8- Süreklilik İlkesi; Mevzuatımızda imar planlarının hangi süre için yapılacağı hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısı ile planlar süreye bağlı olarak yürürlüğe girmemektedir (Bal, 2010, s.32). Her ne kadar imar planlarının uzun süreli planlanması gerekmekte ise de tıpkı esneklik ilkesinde de bahsedildiği gibi ülkelerin siyasi ve ekonomik durumlarına ya da farklı ihtiyaçlara göre süresi değişebilir.

9- Bilimsellik İlkesi; imar planları hazırlanırken bilimsel veriler dikkate alınmalıdır. Bu veriler de genellikle yönetmeliklerle düzenlenmektedir. Özellikle açılan iptal davalarında, planların hazırlanmasında güncel verilerin esas alınması hususuna önem verilmektedir.

10- Katılım İlkesi; gerek imar planlarının hazırlanması gerekse onaylanması aşamalarında, bireylerin çeşitli yollarla katılım sağlaması planların meşruiyeti açısından önemli bir husus olup, mevzuatta yapılan düzenlemeler ve idarelerin faaliyetleriyle de bireysel katılımların desteklenmesi gerekmektedir. Planların hazırlanmasında plan türüne göre katılım sağlanmak üzere anket, kamuoyu yoklaması ve araştırması, toplantı, çalıştay, internet ortamında duyuru ve bilgilendirme gibi yöntemlerin kullanılması gerektiği de Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Ayrıca planların hazırlanmasında ilgili resmi kurum ve kuruluşlardan görüş alınması da yine açılan iptal davalarında önem arz etmektedir.

Bahsedilen bu düzenlemeler olmasaydı bile bireylerin imar planlarına katılması hukuken yine mümkün olabilirdi. Çünkü 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. maddesinin dördüncü fıkrasına göre belediye meclis toplantıları herkese açıktır. Yine dilekçe hakkının kullanılmasıyla da planlar hakkında bilgi sahibi olunabilir ve talepler ilgili makamlara iletilebilir (Kalabalık, 2015, s.245).

KAYNAKÇA:

1- AKIŞ Ercüment, 1997, Belediyenin İmar Planını Değiştirmesi ve Hukuki Sonuçları, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt 6 Sayı 4 Ekim 1997.

2- BAL Burçak, 2010, İdari Bir İşlem Türü Olarak İmar Planı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

3- CANBAZOĞLU Kerem, AYAYDIN Dilhun, 2011, İmar Planlarının Yargısal Denetimi-II, TBB Dergisi, Sayı 94.

4- DUMAN İlker, İmar Planlarına Egemen Olan İlkeler ve Doğurduğu Sonuçlar, http://www.ilkerduman.av.tr/

5- KALABALIK Halil, 2015, İmar Hukuku Dersleri, Seçkin Yayınları, 7. Baskı, Ankara.

6- ÜNAL Yücel, 2008, Türk Şehir Planlama ve İmar Mevzuatının Kentsel Dönüşüm ve Deprem Ağırlıklı İncelenmesi, Yetkin Yayınları, 1. Baskı, Ankara.

7- http://www.bahum.gov.tr/etkinlikler/seminerler/sunumlar/imarHukukuSeminer.pdf, İmar Hukuku Seminer.

8- http://www.idarehukuku.net/baslik/Imar-Hukuku/Imar-Plani/Plan-Hiyerarsisi.html, Plan Hiyerarşisi,

Anahtar kelimeler: imar planlarına hakim olan ilkeler, imar planı, imar planları, plan, imar, ilke, hiyerarşi, kamu yararı, aleniyet.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×