İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkındaki Ankesörlü aranma iddiası ile açılan davada yerel mahkemece beraat kararı verilmiştir. İlgili kararda ,  tespit olunan aramaların 2012 yılı ile sınırlı olması bu tarihlerden sonrasına ilişkin herhangi bir arama tespitinin olmaması etkili olmuştur.

Söz konusu Mahkeme kararının bir kısmı aşağıda sunulmuştur.

    T.C.

            İSTANBUL 33. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO      :2021/…

KARAR NO      :2022/…

……….Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık …… hakkında “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanığın aşamalardaki savunmalarında özetle; FETÖ silahlı terör örgütü ile 2007 yılında lise sınavlarına hazırlık için dershaneye gitmeye başladığı dönemde tanıştığını, Bursa Işıklar Askeri Lisesini kazandıktan sonra …isimli örgüt üyesinin kendisi ile görüşmeye başladığını, bu görüşmelerde yalnızca ikisinin olduğunu, 2009 yılından sonra …. ile artık görüşmek istemediğini ancak ısrarları sebebiyle nadir de olsa görüşmeye devam ettiğini, 2011 yılında Kara Harp Okuluna geçtikten sonra 9 aylık eğitim sürecinden sonra kendi isteği ile okuldan ayrıldığını, …. isimli örgüt üyesi ile görüşmeyi bıraktığı ve örgüt içerisinde yer almak istemediği için okulda kendisine mobing uygulandığını, gördüğü baskılara dayanamayarak 2012 yılında kendi isteği ile okulu bıraktığını beyan ettiği, Milli Savunma Bakanlığı Genel Kurmay Başkanlığının cevabi yazısında, sanık ….  10 Nisan 2012 tarihinde kendi isteği sebebiyle okul ile ilişiğinin kesildiğinin bildirildiği, sanığın sabit hatlardan arandığı iddia edilen  …… numaralı hattın, sabit hatlardan 30/03/2012 ile 07/11/2012 tarih aralığında aranıldığı dolayısıyla sabit hatlardan arandığı iddia edilen tarihlerde sanığın asker olmadığı görülmekle; her ne kadar  benzer nitelikteki dosyalardan ve alınan ifadelerden FETÖ silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanmasının “Mahrem Hizmetler” olarak isimlendirildiği ve yapılanmada gizliliğe azami derecede riayet edildiği, bu doğrultuda tespit edilen asıl haberleşme yönteminin mahrem yapı sorumlularının kamuya açık ve birbirinden bağımsız Market/Büfe/Kırtasiye/Lokanta vb. sair işletmelerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hatları kullanmak suretiyle sorumlu oldukları askeri personel ile iletişime geçme şeklinde olduğu tespit edilmiş ve bu yöntemin örgüt tarafından asker kişilerle haberleşme amacıyla kullanıldığı anlaşılmış ise de; sanığın sabit hatlardan aranma tarihinin askeri okuldan ilişiğini kestikten sonraki tarihler olduğu, ankesör/büfe analiz raporunun sanığın mahkememizce samimi bulunan savunmaları ile uyumlu olduğu, sanığın ByLock kaydının olmadığı, Bank Asya hesabının olmadığı, FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğundan bahisle kapatılan dernek ve sendika üyeliğinin bulunmadığı, FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğundan bahisle KHK ile kapatılan işyerlerinde çalışmalarının olmadığı, sanığın FETÖ silahlı terör örgütü ile bağlantısına dair herhangi bir tanık ifadesinin de bulunmadığı, tanık …… anlatımlarının sanık savunmalarını desteklediği, sanığın aleyhine tezahür edebilecek başkaca bir verinin dosya içerisinde yer almadığının tespit edildiği, sanığın konum ve kişisel özellikleri, benzer konudaki Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2021/1040    Esas, 2021/2186 Karar sayılı ilamı (…Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan, mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle  silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği, bu tarihten sonra gerçekleşen ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen hareketlerin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermesi gerektiği değerlendirilerek; oluş, sanık savunması ve mahkeme kabulüne göre; sanığın örgüt üyeliğine esas alınan faaliyetlerinin tamamının, “örgütün kamuoyunca bilinmeye başladığı tarihten önce gerçekleşen; 2011 yılı ve öncesine ilişkin eylemler” olması, bu tarihten sonra da dosya içerisinde sanığın, örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren örgütsel faaliyet oluşturacak eylemlerine rastlanmaması, suç tarihi itibariyle de örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığının belirlenememesi karşısında…) ve de sanık tarafından da kabul edilen faaliyetlerin tarihi ve bu tarihten sonra sanığın örgütle bağını devam ettirdiğine dair somut bir delilin de bulunmayışı nazara alındığında iddia edilen eylem ve faaliyetlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için gerekli olan örgütle organik bağ kurma, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren örgütsel eylem ve faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunu oluşturamayacağı anlaşılmakla sanığın üzerine yüklenen “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğini gösterir, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediğinden, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de gözetilerek üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerektiği vicdani sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

 

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Her ne kadar sanık …. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğini gösterir, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediğinden, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de gözetilerek üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE karar verilmiştir. 18.03.2022

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×