İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN(DAVACI) :K1

KARŞI TARAF (DAVALI) :DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

VEKİLİ:AV. K2

İSTEMİN ÖZETİ :Dokuz Eylül Üniversitesi X1 Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-l maddesi uyarınca “1 Yıl Süre İle Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19/01/2017 tarih ve 663.07/197 sayılı yazı ile bildirilen Üniversite Disiplin Kurulunun 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işlemine yaptığı itirazın reddine ilişkin 24/01/2019 tarih ve 42 sayılı Üniversite Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davada, soruşturmaya konu davacı tarafından aynı enstitüde görev yapan E.E’ye gönderdiği elektronik posta içeriğinde yer alan öğretim üyesi E.A ile ilgili “zebella”, “narsist”, “cahil”, hodbin”, kendini bilmez”, “zorba”, “çöreklenme” şeklinde, öğretim üyesi K.K. ile ilgili “K.K’nın ayak oyunları”,” bildik oyunları”, “türlü ayak oyunları”, “yalan dolanla hedefe ulaşmayı her yönden mübah gören arkadaşımız”, “Kırkpınarın ayak oyunları bitmez… Herşeyinin yalan dolana dayandığını” şeklinde, öğretim üyesi B.Ç ile ilgili “yaşı belli bir düzeyin üzerinde olup yardımcı doçentliğin üzerine çıkamamış,dili geçememiş,yayın yapamamış ve enstitünün önünü tıkamış bu kişilerin yalan beyanları”, “alkol düşkünlüğünden önünü görmeyen,Genelkurmay arşivinden belge çıkardığı için soruşturma geçiren”,”yalakalık yaparak yaşamlarını kurgulamaya çalışan iftiracı, bukelamun tipler”,”intihalci tipler,baş tacı edilirken, bizlere hep vuruldu”, “bir beyaz çoraplı tetikçinin ve onun etrafındaki çetenin…” şeklinde bir kısmı belirtilen ifadelerin ilgili öğretim üyelerinin konu ile ilgili alınan beyanları ve dosya kapsamında yer alan diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinde; davacının aleniyet kazanan beyanları, kendisi gibi öğretim üyesi olan meslektaşlarını toplum içinde değersizleştiren, onur ve saygınlıklarına zarar verebilecek nitelikte (hakaret) görüldüğünden davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının ceza yargılaması neticesinde beraat karar verildiğini belirtilmekte ise de, ceza yargılaması yapılmasının, disiplin hukuku açısından davacının fiillerinin değerlendirilip disiplin cezası verilmesine engel oluşturmayacağından davacının bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar veren İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 27/11/2019 gün ve E:2019/296, K:2019/1445sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, hakkında açılan ceza davasında beraat kararı verildiği, bu kararın gerekçesinde de suçun unsurlarının oluşmadığının belirtildiği, buna göre ortada suç ve ceza olmamasının gözetilmemesinin Anayasaya ve içtihatlara aykırılık teşkil ettiği, tarafınca iletinin silinmesinin istenmesi ve yayılmaması hususunda yoğun çaba sarf edildiği, ancak E.E. tarafından iletinin diğer taraflara ulaştırıldığı ileri sürülerek istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :İdare Mahkemesi’nce, disiplin cezasına konu fiilin işlenip işlenmediğine ilişkin değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği, salt ceza soruşturması neticesinde verilen beraat kararı gerekçe gösterilerek disiplin cezasının kaldırılması talebinin kabulünün mümkün olmadığı, 657 sayılı Kanunun 131. maddesi hükümlerine göre disiplin soruşturması ve yargılamasının, ceza soruşturması ve kovuşturmasından bağımsız ve ayrı olduğu, bu nedenle, disiplin hukukunda kimi durumlarda kanaatin yeterli olması sebebiyle, bunu yasaklayan bir düzenlemeye de yer verilmediği, dava konusu işlemin ve Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi’nceişin gereği görüşüldü:

Dava, Dokuz Eylül Üniversitesi X1 Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-l maddesi uyarınca “1 Yıl Süre İle Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19/01/2017 tarih ve 663.07/197 sayılı yazı ile bildirilen Üniversite Disiplin Kurulunun 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işlemine yaptığı itirazın reddine ilişkin 24/01/2019 tarih ve 42 sayılı Üniversite Disiplin Kurulu işlemininiptali istemiyle açılmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 53. maddesinin b fıkrasında, “(Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer personeline uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır.

…..

(4) Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme: Devlet yükseköğretim kurumlarında bulunulan kademedeki ilerlemenin, fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumlarında ise fiilin ağırlık derecesine göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretten 1/4 ila 1/2 arasında kesintiye gidilmesidir. 657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak bu Kanun kapsamındaki kamu görevlileri için kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller şunlardır…..” hükmüne yer verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (l) alt bendinde de; “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,” kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Dokuz Eylül Üniversitesi X1 Enstitüsü öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, aynı Enstitüde görev yapan öğretim üyesi E.E’ye 08/09/2016 tarihinde gönderdiği elektronik postada öğretim üyeleri B.Ç, K.K ve E.A.’ya çeşitli ithamlar ve hakaret niteliği taşıyan ifadelerde bulunduğu iddiaları ile ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen 26/12/2016 tarihli soruşturma raporunda getirilen teklif doğrultusunda; söz konusu elektronik postanın kurum içine yansıdığı ve bu kapsamda hakaret suçunu işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-l maddesi uyarınca “1 Yıl Süre İle Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Üniversite Disiplin Kurulunun 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işleminin tesis edildiği, bu işleme yapılan itirazın Üniversite Disiplin Kurulunun 21/03/2017 tarih ve 05 sayılı işlemiyle reddedildiği, davacının 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davanın, İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 14/02/2018 gün ve E:2017/639, K:2018/183 sayılı kararı ile hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiği, bu karara yapılan istinaf başvurusu neticesinde, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 02/10/2018 tarihli ve E:2018/1265 K:2018/2077 sayılı kararı ile “….. Üniversite Disiplin Kurulunca verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına yapılan itirazın Yüksek Disiplin Kurulunca görüşülmesi gerektiği, oysa dava konusu olayda kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının Üniversite Disiplin Kurulunca verildiği, dolayısıyla Üniversite Disiplin Kurulunca verilen cezaya karşı yapılan itirazın aynı Kurul tarafından değil, Yüksek Disiplin Kurulu tarafından görüşülmesi gerektiği, teşkilât ve hiyerarşi yapısına göre de Üniversite Disiplin Kurulunca verilen cezaya karşı yapılan itirazın Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunca karara bağlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Üniversite Disiplin Kurulunca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-l maddesi uyarınca davacıya verilen dava konusu kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazın aynı Disiplin Kurulunca karara bağlanarak disiplin cezasının kesinleştirilmesi hukuka ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı olup; işbu kararın uygulanması kapsamında itirazın görüşülmesi için davalı idarece dosyanın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir…..” gerekçesiyle ilk derece mahkemesini kararının kaldırılmasına ve 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işleminin iptaline kesin olarak karar verildiği, anılan yargı kararı üzerine davacının disiplin cezasına yapmış olduğu itirazın incelenmesi için davalı idarenin 30/10/2018 tarih ve 4915 sayılı yazısı ile gönderildiği Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 29/11/2018 tarih 2018/124 sayılı işlemi ile “Üniversite tarafından verilen cezalara karşı 2547 sayılı Yasanın 53/F maddesi uyarınca itiraz makamı olarak yetki ve görevinin bulunmadığından itirazın üniversite itiraz kurulu tarafından değerlendirilmesine” karar verildiği, bilahare, 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işlemin tesis edildiği oylamaya katılan üyelerden farklı üyeler ile teşekkül ettirilen Üniversite Disiplin Kurulu’nca, 24/01/2019 tarih ve 42 sayılı dava konusu işlemle, davacının itirazının yeniden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 02/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun; 26. maddesiyle 04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinin değiştirilen (b) fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” ibarelerinin, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 tarihli, E:2017/33 sayılı kararı ile Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak (17/07/2019) 9 ay sonra yürürlüğe girmek üzere “iptal” edilmiştir.

Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü yargısal denetimde dikkate alınmalıdır.

Bu bağlamda, 15/04/2020 günlü 7243 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendinin (0) alt bendinde de, “Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya hizmetten yararlananlara hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek.” fiilinin, Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanları yönünden, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiğinin hüküm altına alınmış olması karşısında, uyuşmazlıkta, davacı bakımından aynı hukuki durumun devam ettiği, yani, lehinde bir düzenleme yapılmadığı anlaşıldığından, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.

Yine dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında isnat edilen 08/09/2016tarihinde E.E.’ye gönderdiği elektronik posta ile sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile B.Ç, K.K ve E.A.’ya karşı hakaret suçunu işlediği iddiasıyla İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:2018/359 esas sayılı dosyasında açılan davada verilen 18/12/2018 günlü K:2018/1292 sayılı kararda, TCK’nın 125/1-2 maddesi kapsamında gıyapta hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği ve bu kararın 09/03/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Disiplin hukuku ile ceza hukuku soruşturma ve yargılama usulü, verilen cezanın niteliği ve bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkileri ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları birbirinden farklı özellikler taşısa da, her iki alanı da ilgilendiren fiillerin bir başka anlatımla; suçun nev-i aynı olan yargılamada fiilin sübuta erip ermediği konusunda ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kesin mahkumiyet kararlarının disiplin hukuku açısından bağlayıcılığı bulunmaktadır. (Danıştay 8. Dairesi’nin 17/05/2018 günlü E:2015/7314, K:2018/2686 sayılı kararı.)

Bu durumda, davacının “1 Yıl Süre İle Kademe İlerlemesinin Durdurulması” cezası ile tecziye edilmesine gerekçe gösterilen ve davacı tarafından işlendiği iddia edilen disiplin suçunun 08/09/2016 tarihinde gönderdiği elektronik iletide öğretim üyeleri B.Ç, K.K ve E.A’ya hakaret etme fiili olduğu, İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan dolayı açılan davadaki isnat olunan fiil ile benzerlik gösterdiği; bu haliyle aynı niteliği haiz fiiller için ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kesin mahkumiyet kararlarının disiplin hukuku açısından bağlayıcı olduğu dikkate alındığında, İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararının, işbu dava dosyasında yapılan yargılamaya doğrudan etki ettiği sonucuna varılmıştır.

Bu hale göre de, davacının 08/09/2016 tarihinde E.E.’ye gönderdiği elektronik posta ile sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile B.Ç, K.K ve E.A.’ya karşı hakaret suçundan dolayı açılan davada, İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/12/2018 günlü E:2018/359, K:2018/1292 sayılı kararında, gıyapta hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, 657 sayılı Kanunun 125/D-l maddesinde düzenlenen disiplin suçunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nce verilen 02/07/2020 günlü ve Başvuru Numarası:2016/14253 ile Başvuru Numarası:2016/13566 sayılı kararlarda, disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi gerektiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamının kalmayacağı vurgulanmıştır.

Diğer taraftan, Anayasanın 138. maddesinde, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” şeklinde amir hükümlere yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında da, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmüne yer verilmiştir

Ancak, uyuşmazlıkta, davacının 10/01/2017 tarih ve 02 sayılı işleme yaptığı itirazın, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 02/10/2018 tarihli ve E:2018/1265, K:2018/2077 sayılı kararı gereği, Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunca karara bağlanması gerektiğinden, hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın, yine Üniversite Disiplin Kurulu tarafından değerlendirilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüyle, İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 27/11/2019 gün ve E:2019/296, K:2019/1445 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline,aşağıda dökümü yapılan 470,90-TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince HMK’nın 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 27/11/2020 tarihinde oybirliğiyle kesinolarak karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×