İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN(DAVALI) :SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

VEKİLİ:AV. K1

KARŞI TARAF (DAVACI) :K2

VEKİLİ:AV. K3

İSTEMİN ÖZETİ :Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, X1 Dalında öğretim üyesi olup İzmir ili Tepecik Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-(m) maddesi uyarınca kınama cezasıyla tecziyesine ilişkin Rektör tarafından tesis edilen 16/07/2019 tarih ve E.4519 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ilgili maddelerinin değerlendirilmesinden; disiplin suçlarının soruşturulması konusunda disiplin amirlerinin yetkisi belirlenirken Rektörler de bu konuda yetkili kılınmış olmasına karşın, Kanunun 53/Ç maddesindeki, fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi halinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisinin üste göre belirleneceğine ilişkin istisnai hal dışında soruşturmaya yetkili amirlerin disiplin cezası verme konusunda da yetkili olduklarına imkan tanıyan bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, disiplin cezasını vermeye kimlerin yetkili olduğu ayrı olarak düzenlendiği, böylece, soruşturma yapma yetkisi ile ceza verme yetkisi maddelerde yer alış şekliyle de birbirinden bağımsız düşünüldüğü, dolayısıyla, soruşturma açma konusunda üst disiplin amirlerine tanınan yetkinin, yukarıda belirtilen istisnai hal dışında ceza vermeye ilişkin yetkiyi içermediği sonucuna ulaşıldığı, 2547 sayılı Kanunun 53/Ç maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki uyarma ve kınama cezalarını vermeye yetkili olduğu belirlenen sıralı disiplin amirleri tanımından birinci sırada yer alan disiplin amirinin anlaşılması gerektiği, zira, anılan Kanunun 53/Ç maddesindeki, fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi halinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisinin üste göre belirleneceğine ilişkin istisnai hale ilişkin hüküm dışında Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından, üst disiplin amirinin bu cezaları anılan istisnai hal dışında vermeye yetkili olamayacağının kabul edilmesi gerektiği, ayrıca uyarma ve kınama cezalarının birinci sırada yer alan disiplin amirince verilmesini öngören bu düzenlemelerle, uyarma ve kınama cezalarına ilişkin değerlendirmelerin, ilgiliyi en yakın tanıyan disiplin amirince yapılmasının amaçlandığı, bu durumda davacıya, dava konusu kınama cezasının disiplin amiri olan Dekan tarafından verilmesi gerekirken Rektör tarafından verilmiş olması nedeniyle, dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi’nin 17/12/2019 tarih ve E:2019/1268, K:2019/2075 sayılı kararının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 6. İdare Mahkemesi’nin 28/02/2020 gün ve E:2019/1098, K:2020/215sayılı kararının; davanın görüm ve çözümünde ilk derece mahkemesi olarak İstanbul İdare Mahkemelerinin yetkili olduğu, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, haber metninde birinci ağızdan davacının sözlerine yer verildiğinin ve haberin yapılış şekli bakımından doğrudan davacı ile görüşüldüğünün tespit edildiği, davacının haberin yayınlanması sonrasında haberin kaldırılması yönünde herhangi bir başvuruda bulunmadığı, söz konusu haberin Hastaneyi kötüler ve kamuoyu nezdinde itibarını zedeler nitelikte ifadeler içerdiği, Üniversitelerine bağlı bir Hastanede gerçekleştiği iddia edilen olay hakkında ve Hastaneyi kötüler nitelikte basına bilgi verilmesinin Üniversitenin genelini etkiler nitelikte olduğu, bu sebeple, disiplin işlemlerinin Rektörlükçe gerçekleştirildiği, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasının usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma verilememiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi’nceişin gereği görüşüldü:

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılmaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

İzmir 6. İdare Mahkemesi’nin 28/02/2020 gün ve E:2019/1098, K:2020/215sayılı kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait 27,50-TL yargılama giderinindavalı idareüzerinde bırakılmasına, yatırılan posta ücretinin kullanılmayan kısmının Mahkemesince yatırana iadesine, 24/11/2020 gününde oybirliğiyle kesinolarak karar verildi.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×