ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) tarafından herhangi bir üniversiteye yerleştikten sonra Kıbrıs’taki başka bir bölüme yatap geçiş yapıp mezun olan on binlerce kişinin diplomaları haber verilmeden askıya alındı.

Diploması askıya alınanlar arasında, mimar, avukat, savcı, hakim, doktor, diş hekimi de var. YÖK’ün (Yükseköğretim Kurulu) aldığı yeni karara göre, ÖSYM tarafından Türkiye’deki herhangi bir üniversiteye yerleşenler ve daha sonra yatay geçiş haklarını kullanarak Kıbrıs’taki başka bir bölüme yerleşip mezun olan on binlerce kişi artık denklik sınavına tabi tutulacak.

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre; karar geriye dönük olarak da uygulanacak. YÖK kararı doğrularken, öğrenci ve mezun olan yüz bine yakın doktor, öğretmen, savcı, hakim, doktor ve mimarın bu durumdan etkileneceği tahmin ediliyor. Mezun olanlar ise karara tepkili: “Bizlere yıllar önce ‘denklik sınavı olacak’ demediler. Ne oldu da şimdi böyle bir karar alındı?”

100 BİN KİŞİNİN ETKİLENECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR

Bu kararla birlikte şu an görevde olan binlerce hakim, savcı, öğretmen ve avukat denklik sınavına girecek. Buna göre, yatay geçişle Kıbrıs’ta şu an eğitim gören ve mezun yaklaşık 100 bin kişinin durumdan etkileneceği tahmin ediliyor. Mezun olmuş on binlerce kişinin de diploması kendilerine haber verilmeden askıya alındı. Akıllara gelen ilk soru ise denklik sınavına girecek ancak şu an görevde olan hakimlerin mahkemelerde verdiği kararların ne olacağı? Bunun gibi birçok sorunun yanıtı için şu an gözler YÖK’te… Mağdur olanlar YÖK’le görüştüklerini ve kafalarındaki soru işaretlerinin giderilmediğini söylerken, kendilerine haber verilmeden diplomalarının neden askıya alındığını soruyor.

‘BUNU BAŞTAN SÖYLEMELERİ GEREKİYORDU’

YÖK’ü arayarak denklik sınavına girmesi gerektiği bilgisini alan bir isim ise, “Denklik sorunu yaşadığımı bilseydim neden Kıbrıs’a yatay geçiş yapayım ki? Bunu bize baştan söylemeleri gerekiyordu. Bu durum karşısında mağdur olan herkes şu an şaşkınlık içerisinde. Kıbrıs’taki bir üniversiteye yatay geçiş  yaptıktan sonra burada mezun olmuş ve yıllardır burada avukatlık yapan bir arkadaşım geçenlerde YÖKSİS (Yükseköğretim Bilgi Sistemi)’e girdiğinde diploma kaydının olmadığını gördü.  YÖK’le görüştüğümde bana ‘Kurunun yanında yaş yanmayacak. Ayıklamalar olacak’ denildi. Ama bu ayıklamalar nasıl olacak bilmiyoruz” diyor.

KARAR SADECE YATAY GEÇİŞ YAPANLARI KAPSIYOR

Denklik sınavı kararı sadece Türkiye’deki bir üniversitede herhangi bir bölüme yerleştikten sonra yatay geçiş yaparak Kıbrıs’taki Türkiye Cumhuriyeti hukukuna göre kurulmuş olan herhangi bir üniversiteden mezun olanları etkileyecek. Konuyla ilgili aradığımız YÖK, karar üzerinde çalışmaların sürdüğünü açıklayarak denklik sınavının geriye dönük olarak da uygulanacağını söyledi. YÖK’ten bir yetkili karar metniyle ilgili çalışmaların sürdüğünü belirtirken şu bilgileri verdi: “ÖSYM tarafından herhangi bir üniversiteye yerleştirildikten sonra kendi bölümünden mezun olmayıp Kıbrıs’taki üniversitelere yatay geçiş yapanlar artık denklik başvurusunda bulunacaklar. Bu yönde bir karar var. Karar metniyle ilgili çalışmalar devam ediyor. En kısa zamanda bu karar yayımlanacak.”

Peki mezun olanlar nasıl denklik sınavına girecek? Yetkili bu soruya şu yanıtı veriyor: “Burada mezun olanların diplomaların geçersiz sayılması gibi bir durum söz konusu değil. Mezun olanlar denkliğe başvuracak. Onların yurtdışında kaldığı süre, almış olduğu krediler hesaplanıyor. Denklik başvurularına da komisyonlar karar verecek.”

BU DURUMDA NE YAPILABİLİR ?

Eğitime başladıkları sırada uygulanan veya kişinin lehine olan mevzuata göre değerlendirilmesi gerekirken YÖK yine hukuka aykırı kararlarına bir yenisini daha eklemiş bulunuyor. Bu noktada gelinen durumun Geriye yürümezlik ilkesi, Kazanılmış Haklara Saygı İlkesi ve Hukuki Güvenlik İlkesi bağlamında açıklanmasında fayda bulunmaktadır.

Geriye yürümezlik ilkesinin tanımı konusunda görüş birliği bulunmamasına[1] karşın, ilke genel olarak şu şekilde tanımlanabilir: Yürürlüğe giren yeni kuralın yürürlük tarihinden önceki dönemde hukuki sonuçlar doğurmasını yasaklayan ve kuralın ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanmasını emreden hukukun genel prensibidir.

Zira kimseden gelecekte yürürlüğe girecek, bugünden bilinmeyen kurallara uygun davranış beklenemez.[2] Türk doktrininde ve uygulamasında geriye yürümezlik ilkesinin hukukun genel bir ilkesi olduğu kabul edilmektedir.[3]

Kanunlar için öngörülen geriye yürümezlik ilkesi, idari işlemlerin söz konusu olduğu tüm alanlarda temel bir ilkedir.[4] Bu ilke gereğince, idari işlemler yürürlüğe girdiği andan başlayarak etkilerini doğurur. Bu etkilerin yürürlük öncesi döneme ilişkin olmamaları gerekir. Zira idare, geçmişi değil ancak geleceği düzenlemek ve etkilemek yetkisine sahiptir.[5] İster bireysel olsun isterse düzenleyici nitelikte olsun idari işlemler, tesis edildikleri tarihten daha eski bir tarihe yönelik olarak hüküm ve sonuç doğuramazlar.[6] İdari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi, gerek yargısal kararlar gerekse öğretide kabul edilmiş bir idare hukuku kuralıdır. Bu kuralın geçmişe yürümezlik ve belirlilik unsurlarını içeren hukuki güvenlik ilkesine uygun kullanılması, hukuk devleti olmanın doğal ve zorunlu gereğidir.[7]

İdari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin temelinde hukuki güvenlik ilkesi yatar. Henüz mevcut olmayan ve dolayısıyla ilgililerin bilmediği bir dönemde bir idari işlemi uygulamak hukuk güvenliğini sarsar.[8] Hukuki güvenlikten bahsedilebilmesi için öncelikle hukuk kurallarının öngörülebilir olması gerekir. Bu bağlamda hukuki güvenlik ilkesi hem idare hem de bireyler açısından normların belirli ve kesin olması anlamına gelir. Geriye yürüyen bir normun öngörülebilir ve belirli olduğunu iddia etmek ise zaman kavramını hiçe saymak anlamına gelir. Bu anlamda hukuki güvenlik ilkesinin iki yönü vardır. İlkine göre hukuk normları sık ve keyfi bir şekilde değiştirilmemelidir. Hukuki istikrar ilkesi gereğince hukuk kurallarının ancak zorunlu nedenlerle, ekonomik, teknolojik ve toplumsal gelişmelere uygun olarak, çağdaş yapıdan uzak kalmayacak şekilde değiştirilmeleri gerekir. Kişiler, hukuki düzenlemelerin makul bir süre varlıklarını sürdüreceklerine güvenebilmeli ve geleceklerini öngörerek planlayabilmelidir. Bu yön, daha çok ilkenin yasama organına yüklediği bir görev olarak düşünülebilir.[9] İkinci yön ise, tamamlanmış olay ve hukuki ilişkilere yeni normun uygulanmasını yasaklar. Hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan hukuki güvenlik ilkesi, dolaylı olarak geriye yürümezlik ilkesini de koruması altına alır. Bu nedenle geriye yürümezlik ilkesini ihlal eden kuralın hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığı, hukuk devleti ilkesini zedelediği sonucuna varabiliriz.

İdari İşlemlerin Geriye Yürümezliği İlkesinin İstisnası ise idari işlemin geri alınmasıdır ki hukuka uygun işlemlerin geri alınamayacağı genel olarak kabul edilmektedir.[10] Bu, hukuka uygun işlemlerle yaratılan hukuksal durumlara son verilemeyeceği anlamına gelmez. Hukuka uygun işlemlerin hukuki etkilerine son verilebilir; ancak bu, geri almadan farklı olarak, karşı işlem adı verilen bir işlemle yapılır. İdarenin, hak doğuran hukuka uygun bir işlemi doğrudan geri alamayıp, yaratılan durumlara ancak karşı işlem yolu ile son verebilmesi, konunun bireyler açısından ortaya çıkardığı hukuki güvenlik endişesiyle açıklanabilir.[11]

Geri alma konusunda üzerinde en çok tartışılan husus süre sorunudur. İdare, hukuka aykırı işlemini hangi süre içinde geri alabilir? Özellikle bu konuda iki hukuki değer arasında (hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk olgusuna saygı ilkesi) çatışma yaşanmaktadır.[12] Öncelikle idari işlemlerin hukuka aykırı veya hatalı olduğu gerekçesiyle her daim geri alınması endişesinin, hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği açıktır.[13] Konu, Fransa’da Conseil d’Etat’nın 3 Kasım 1922 tarihli Dame Cachet kararıyla çözülmüştür. Fransız Danıştayı bu kararında, geri almada süre sorununu iptal davasındaki süre koşuluyla birlikte değerlendirerek ikisi arasında ilişki kurmuştur. Buna göre idare, hukuka aykırı olsa da bireylerin hukuk güvenliklerini zedeleyecek işlemleri ancak iptal davası süresi içinde geri alabilir.[14]

Türk hukukunda, geri alma işleminin iptal davası açma süresine bağlanması ilk kez Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 27.01.1993 gün ve E.1972/6-K.1973/2 sayılı kararında benimsenmiştir. Bu kararla, açık hata ve hile ile elde edilen işlemlerin her zaman geri alınabileceği, bunların ilgililer bakımından korunmaya değer kişisel sonuçlar doğurmayacağı, açık hata ve hile dışında ilgililerine hak sağlayan hukuka aykırı işlemlerin ancak iptal davası açma süresi içinde geri alınabileceği kararlaştırılmıştır. Danıştay ise 1973 yılına kadar, hukuka aykırı olan işlemlerin her zaman geri alınabileceği yönünde karar vermeyi sürdürmüştür.[15] Ardından, hukuka aykırı terfi ve intibak nedeniyle ödenen paraların iadesi konusunda Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararıyla[16] geri alma işleminde süre konusu belirli standartlara bağlanmıştır. Karara göre; yokluk, açık hata, gerçek dışı beyan ve hile durumları dışında hukuka aykırı terfi ve intibak nedeniyle fazla ödenen aylık ve diğer ödemeler ancak ilk ödeme tarihinden itibaren iptal davası süresi içinde geri alınabilir. Açık hata, gerçek dışı beyan ve hile halinin varlığı halinde idare, her zaman hukuka aykırı işlemini geri alabilir. Açık hata, bir Danıştay kararında;

Mevzuat hükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt ya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin beklenemeyeceği hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırı davranılmış ve bu durum da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise, idarenin açık hatasından söz edilebilir

şeklinde tanımlanmıştır.[17] Bir başka kararda;

Fiilen katkı sağlamadan yapılan ödemenin hatalı olduğunun basit bir inceleme ile fark edilmeyip hesapların denetimi sonucu ortaya çıkarıldığı hususu dikkate alındığında, bu ödemenin açık hata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığına,

karar verilmiştir.[18]

Kazanılmış haklara saygı ilkesi ise, hukukun genel bir ilkesidir.[19] Hukukun genel ilkelerinin açık anayasal dayanağı bulunmamakla birlikte, bunlara uyulması bir yandan hukuk devletinin gereği, diğer yandan Anayasa’nın 138. maddesinden yorum yoluyla çıkarılabilecek bir gereklilik olarak düşünülebilir. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukuk devletinde bulunması ve uyulması gereken mutlak bir zorunluluk; devlet ve idareciler için bir yükümlülüktür. Hukuk devletinin unsurlarından birisi hukuki güvenlik ilkesi olduğuna göre, kazanılmış haklara saygı ilkesiyle hukuki güvenlik ilkesi arasında zorunlu bir bağlantı bulunduğu gözlerden uzak tutulmamalıdır.

Kazanılmış hakkın varlığı için aranan bazı zorunlu unsurlar bulunmaktadır:

-Hak, bireysel idari işlemden doğmuş olmalıdır

-Hak, bireysel idari işlem tesis edildiği anda geçerli olan hukuk kurallarına uygun olmalıdır.

-Hak, kesinleşmiş olmalıdır

Kazanılmış Hak Doğurmayan Haller ise;

-Yok Hükmündeki İşlemler

-Hile ile Tesis Edilmiş İşlemler

-İkrah ile Tesis Edilmiş İşlemler

-Açık Hata ile Tesis Edilmiş İşlemler

Sonuç olarak ;

Gerek geriye yürümezlik ilkesi gerekse kazanılmış haklara saygı ilkesi, uluslararası hukukun kabul ettiği evrensel prensiplerdir. Bu iki kavramla ulaştığımız hukuki güvenlik ilkesi ise hukuk devletinin olmazsa olmazları arasındadır. Bu nedenle idare, faaliyetlerini icra ederken, geçmişe yönelik sonuçlar doğuran işlemler tesis etmemeli, kazanılmış haklara saygı ilkesini daima gözetmelidir. Bu güvence, ancak idari faaliyetlerin belirli oranda öngörülebilir olduğu devletlerde olur. Yarın hangi sürprizle karşılaşacağı endişesini taşıyan bireylerin var olduğu toplumlarda, demokratik gelişim hiçbir zaman istenilen seviyeye gelemez. Bu nedenle hukuk devletinin, vatandaşlarına hukuki güven içinde yaşadıklarını her an hissettirmesi zorunludur.[20]

Bu itibarla YÖK denklik konusunda yapacağı söz konusu hukuka aykırı işlem yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında hukuka aykırıdır. Zira yıllar önce yapılan işlemlerde açık hata veya hile bulunmadığından geri alma işlemi uygulanamamaktadır. Ayrıca bireysel idari işlemden doğan ve kesinleşmiş olan haklar mevcut olup yıllardır kullanılmaktadır. Sonuç olarak hukuki güvenlik ilkesinin varlığı sonradan tesis edilecek hukuka aykırı işlemlerin önüne geçmektedir. Dolayısı ile YÖK tarafından diplomaların denkliğe tabi tutulması yönünde alınacak kararlara ve tesis edilecek işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açarak hak aranmalı ve iptal kararı sonrasında kararın uygulatılması ve kaybedilen maddi hakların geri alınması için çalışılmalıdır.

___________________________________________

[1] AKILLIOĞLU, Tekin, Yasaların Zaman Bakımından Uygulanması, AİD, C.17, 1984 s.40

[2] Yıldırım Uler, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara, 1970, s. 17

[3] AYMK, 24.06.2004, E.2004/18, K.2004/89, RG.23.11.2004, S.25649; AYMK, 27.12.2002, E.2002/146, K.2002/201, RG. 11.12.2003, S.25282; Da.1D. 23.01.2004, E.2003/176, K.2004/8; Da.11D. 22.04.1998, E.1997/491, K.1998/1412, Kararlar için bkz. Danıştay İçtihat Bilgi Bankası www.danistay.gov.tr; Lütfi Duran, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1982, s. 412; Bıyıklı, a.g.m., s. 91; Uler, a.g.e., s. 17-18

[4] Tekin Akıllıoğlu, Ekonomik Anlamda Yönetsel İşlemlerin Geriye Yürümezlik Kuralı Karşısında Çeşitli Durumları, s. 33

[5] Lütfi Duran, a.g.e., s. 412

[6] GÖZLER, Kemal İdare Hukuku Dersleri, 6.Baskı, Bursa, 2007.s.370

[7] DİDDGK, 29.01.1999, E.1998/316, K.1999/169, Danıştay İçtihat Bilgi Bankası

[8] OĞURLU, Yücel, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Ankara, 2003. S.189

[9] Mustafa Erdoğan, Anayasal Demokrasi, Ankara, 2001, s. 109

[10] Hasan İsmet Bıyıklı, a.g.m. s. 106; TAN bu konuda “hak doğuran işlem-hak doğurmayan işlem” ayrımı yapmaktadır. Bu görüşe göre hak doğurmayan işlemlerin geri alınması geri alma değil kaldırmadır. Turgut Tan, a.g.e., s. 40.

[11] TAN, Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara, 1970. S.50

[12] Turgut Tan, a.g.e., s. 64-65

[13] Turan Yıldırım, “İdari İşlemlerin İptali ve Geri Alınması”, Prof. Dr. Yıldızhan Yayla’ya Armağan, No:4, İstanbul, 2003, s. 581

[14] Yücel Oğurlu, a.g.e., s. 202.

[15] Da.5D. 24.02.1956, E.1954/1178, K.1956/554, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası

[16] DİBK, 22.12.1973, E.1968/8-K.1973/14, DD, Aynı yönde DİBK, 06.07.1987, E.1987/1, K.1987/2, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası, www.kazanci.com.tr

[17] Da.10D. 18.05.2005, E.2003/4745, K.2005/2591, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası

[18] Da.8D. 07.07.2006, E.2006/2880, K.2006/2896, RG.22.07.2006, S.22236

[19] AYMK, 07.02.2008, E.2005/38, K.2008/53

[20] Mehmet Altundiş, “Hukuki Güvenlik İlkesi”, Yasama Dergisi, Sayı: 10, Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 2008

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir