Sahte Dergilerin Ortaya Çıkış Nedenleri

Ülkemizde akademik araştırmacılara yayın yapmaları için baskı uygulanması, akademik yükselme, akademik teşvik ve kadro rekabetleri gibi nedenlerle bazı yazarlar daha hızlı ve kolay bir şekilde yayın çıkarabilmek için farklı yollar aramakta ve sahte yayıncılık gibi oluşumları tetiklemektedir. Çoğu zaman ise yazarlar sağlıklı bir ön araştırma yapmadıkları için bu tür vakalara maruz kalmaktadırlar.

Son yıllarda teknolojinin gelişmesi basılı yayıncılığı ikinci planda bırakarak elektronik yayıncılığı ön plana çıkarmıştır. Bilginin hiçbir ücret ödenmeden herkes tarafından erişilebilmesi gerektiğini savunan Açık Erişim modeli, bilimsel yayınlara okuyucuların ücret ödeyerek erişmesini reddetmektedir. Ancak açık erişim modellerde araştırmacılardan ücret alınmaması, yayıncılık işinin tamamen masrafsız bir iş olduğunu göstermez. Çevrimiçi yayınların sunulduğu kullanıcı arayüzlerinin yanında dizgi ve mizanpaj gibi makale işlem bedelleri bulunmaktadır. Bu noktada, gold, green ve hybrit açık erişim gibi farklı açık erişim modelleri ortaya çıkmıştır.

Örneğin gold open access (altın açık erişim) seçeneği, makalenin yayın haklarının yazarda kalmasını ve yayın işlem bedelinin yazarın kendisi tarafından ya da kurumu tarafından karşılanmasını içermektedir. Green open access (yeşil açık erişim) modelinde ise yazar dergiden dergiye değişen belirli bir süre (embargo period) geçtikten sonra makalenin yayınlanmış halinden daha eski herhangi bir halini (örneğin kabul aldığı hali) dilediği platformlarda (kişisel ya da kurumsal web sayfası gibi) paylaşarak açık erişime sunabilmektedir. (Çetinkaya, 2019)

Yazarın makalesinin yayınlanması karşılığında dergiye işlem bedeli ödediği gold open access modeli, yasal olmayan ve hiçbir yayın etiğine uymayan uygulama yapan sahte dergilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Sahte Dergiler ve Konferanslar Nasıl Tespit Edilir?

Sahte dergilerin genel özellikleri;

  • Gönderilen makalelerin ciddi bir editöryal süreçten geçtiğini ve hakem değerlendirmesi yapıldığını iddia etmek,
  • Prestijli bilimsel kuruluşlarla ilişkileri olduğu konusunda yalan söylemek,
  • Var olmayan bir kuruluşla bağlantılı olduğunu iddia etmek,
  • Saygın akademisyenleri izinleri olmadan yayın kurullarına eklemek (ve onları kaldırmayı reddetmek)
  • Dergilerinin yüksek etki faktörüne (journal impact factor) sahip olduğunu iddia etmek,
  • Yazar, dergiye makale gönderme işlemini tamamlayana kadar yazara makale işlem ücretleri hakkında bilgi vermemek,
  • Yanlış bir şekilde prestijli indekslerde dizinlendiğini iddia etmek. (Anderson, 2017)

Ayrıca bu dergilerin web sitelerindeki metinlerde tuhaf bir gramer kullanılması, ünlem işaretlerinin çokça kullanılması, dergi adlarında “uluslararası” sözcüğünün kullanılması, çok geniş kapsamlı konular, son gönderim tarihlerinin belirsiz olması ve isimlerin hatalı yazılması gibi durumlar da sahte dergilerin ortak özellikleri arasında gösterilmektedir (Akça, S. Ve Akbulut M. 2018).

Sahte dergilerin yanı sıra sahte konferanslar konusunda da araştırmacıların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Özellikle aynı düzenleyiciler tarafından aynı anda çok sayıda ve farklı yerlerde konferans düzenleniyorsa, bu farklı konferanslara ait komitelerin (düzenleme/ bilim/ program) tamamında ya da pek çoğunda ilgi alanları olmasa bile aynı kişilerin isimleri yer alıyorsa, bu konferansların çok disiplinli ve/ veya çok dilli olduğu belirtiliyorsa, gönderilen bildiriler, posterler, vd. herhangi bir hakem değerlendirmesinden geçmeden doğrudan ve/ veya (bilimsel bir değerlendirmenin tamamlanmasının mümkün olamayacağı kadar) oldukça kısa sürede kabul ediliyorsa ve en önemlisi konferansta sunum yapmadan/ konferansa katılmadan katılım ücretini ödemek koşuluyla yayın kabul ediliyorsa, o konferansın “sahtelikler” içerdiği konusunda kuşkulanmaya başlayabilirsiniz. Konferans düzenlemenin ne kadar emek yoğun bir süreç olduğu da göz önünde bulundurulursa, aynı kişilerin aynı anda düzenlenen çok sayıda konferansta görev almasının kuşku uyandırması kaçınılmazdır (Şencan, 2017).

Alınacak Önlemler

Sayıları ciddi oranda artan sahte dergilerle mücadele konusunda TR Dizin ve DergiPark platformları dergilerin niteliklerini artırmaya yönelik çalışmalarıyla ülkemizde süreli yayıncılığın kaliteli, standartlara uygun olarak gelişmesini ve işlenmesini sağlamaktadır.

Sahte dergiler ve yayıncılar, akademik camiada görev yapan yazarlara e-posta yoluyla ulaşarak tanıtım yapma ve yayın toplama yolunu izlemektedirler. Bu aşamada yazarlara düşen en önemli görev, kendilerine gelen bu tür e-postalara karşı temkinli ve sorgulayıcı yaklaşmaktır. (Şencan, 2017)

Araştırmacıların bu tip e-postaları değerlendirirken cevap vermeleri gereken bazı sorular;

  • E-posta adresi dışında herhangi bir adres veya iletişim bilgisi var mı?
  • Yayınlandığı belirtilen makalelerin listesi dışında bu makalelerin hakem sürecinden geçip geçmediğine dair bir bilgi var mı?
  • Derginin web sayfasında, isimlerini bildiğiniz yayıncıların ve editörlerin isimleri geçiyor mu? Geçiyorsa bu kişiler neden bu ismi çok duyulmamış yayın ile iş birliği yapıyorlar?
  • Derginin hakem kurulunda çok ünlü araştırmacıların isimleri var mı? Varsa bu meşgul insanlar kimsenin duymadığı bir dergi ile neden çalışıyorlar?

Yazarların yayın gönderecek oldukları dergi seçimlerindeki önemli bir tercih nedeni de etki faktörüdür. Bir derginin etki faktörünün yüksek oluşu her zaman o derginin güvenirliği konusunda doğru bir gösterge olmayabilir. Buna örnek olarak Energy Education Science and Technology adlı dergi verilebilir. 2008 yılından itibaren Web of Science kapsamındaki Science Citation Index Expanded tarafından dizinlenen ve etki faktörü 30’u aşan bu derginin etki faktörünü yükselten en önemli unsurun derginin kendine atıf oranının %94’lere varması olduğu tespit edilmiştir (Al ve Soydal, 2012).

Sahte/yağmacı dergiler ve yayıncıların tespitine yönelik araştırmalar yapan akademik kütüphaneci Jeffrey Beall’ın yayımladığı “Yağmacı Dergiler ve Yayıncılar Listesi” dir (Beall’s List of Predatory Journals and Publishers) Bu listeye aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir.

https://beallslist.net/

Ülkemizde üniversite kütüphanecileri olarak açık erişim yayınları destekliyoruz; fakat bu sahte dergiler ve sahte indeksler konusunda önlemlerimizi alıyor ve sahte yayıncılığın açık bilim anlayışını kötü yönde etkilemesine izin vermeden bilimsel araştırmanın kalitesini artırıcı çalışmalar yapıyoruz.

Kaynaklar

Akça, S. ve Akbulut, M. (2018). Türkiye’deki yağmacı dergiler: Beall listesi üzerine bir araştırma. Bilgi Dünyası, 19 (2), 255-274. doi: 10.15612/BD.2018.695 26.10.2020 tarihinde https://bd.org.tr/index.php/bd/article/view/28/26 adresinden erişildi.

Al, U. ve Soydal, İ. (2012). Dergi kendine atıfının etkisi: Energy Education Science and Technology örneği. Türk Kütüphaneciliği, 26, 699-714. 26.10.2020 tarihinde http://www.tk.org.tr/index.php/TK/article/view/340/332 adresinden erişildi.

Anderson, R. (2017, Jul 25). Cabell’s New Predatory Journal Blacklist: A Review [Blog Yazısı]. 22.10.2020 tarihinde https://scholarlykitchen.sspnet.org/2017/07/25/cabells-new-predatory-journal-blacklist-review/ adresinden erişildi.

Çetinkaya, R. (2019). Eğitimde Bilimsel Yayın Etiğinde Büyüyen Tehdit: Sahte Dergiler  ve Kongreler. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 50, s. 548-576. Doi: 10.21764/maeuefd.493556  22.10.2020 tarihinde https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/703914 adresinden erişildi.

Şencan, İ. (2017). Ya “Sahte”yse? Türk Kütüphaneciliği, 31(4), 445-448. Doi: 10.24146/tkd.2017.20 22.10.2020 tarihinde http://www.tk.org.tr/index.php/TK/article/view/2840/2766 adresinden erişildi.

*** Bu yazı https://marmara.libguides.com/c.php?g=687109 adresinden alınmıştır.

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×