Terk, Türk Medeni Kanunu’nun 164. Maddesinde düzenlenmiştir. Kanunun düzenlemesine göre boşanma sebebi olarak terkin varlığını kabul için;

  • Eşlerden biri “evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla” diğerini terk etmiş olmalı ve ya,
  • Eşlerden birinin haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi durumunda terk nedeniyle boşanma sebebinin varlığından söz edilebilecektir.

Ayrıca terk sebebine dayanarak boşanma davası, fiili ayrılığın en az 6 ay sürmüş olması ve bu durum devam ediyor olması ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalması halinde açılabilecektir. Terk davranışının boşanma sebebi sayılabilmesi için ortak hayata son verme kastıyla yapılmış olması gerekmektedir. Eşlerden birinin istemi üzerine yapılan ihtar, terk eden eşe 2 ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunulacağına dairdir.

Bu konuyla ilgili uygulamada karşılaşılan problemlerden biri, terk eden tarafın fiili terkini haklı kılacak bir durumun veya dönmesinin beklenemeyeceği bir durumun varlığının tespiti oluşturmaktadır. Bu konuda Yargıtay’ın kararı doğrultusunda terk eden eşin eve dönmesi için çağrıldığı ortak konutun oturmaya elverişli bir ev olması gerektiği aksi halde yapılan ihtarın geçersiz olacağı belirtilmiştir.[1]

“…Tarafların birlikte seçtikleri (TMK m. 186) veya Türk Medeni Kanunu’nun 188. maddesi şartlarının oluşması sebebiyle eşlerden birinin seçtiği ya da hakim tarafından belirlenen (TMK m. 195) hallerine uygun, oturmaya elverişli, bağımsız bir evleri yoksa, birlik dışında bulunan eşin bu davranışı haklı sebebe dayanır.

Terk edilen eş (TMK m. 164) diğerini yukarıda açıklanan kurallara uygun olarak ortak konuta çağırmakla yükümlüdür. Çünkü ortak hayat bunu zorunlu kılar (TMK m. 185/3). Bu itibarla, kanunda gösterilen (TMK m. 164) sürelerin başında tarafların kanuni koşullara uygun ortak konutunun olmadığı anlaşıldığından ihtar geçersiz olmakla, davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır.”

__________________________________

[1] Yargıtay 2. HD., E. 2008/20693 K. 2010/2231 T. 10.2.2010

#

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×