2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3.maddesinde trafik kazası “Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve maddi zararla sonuçlanmış olan olay” olarak tanımlanmıştır. Bu durumda yalnız trafik kazasına karışan tarafların zararı değil, üçüncü kişilere ait ev, araba, arazi gibi mal varlıklarında meydana gelen zararları da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Yani trafik kazaları neticesinde istenecek tazminat hem bedensel hem de mal varlığı zararlarını kapsamaktadır.

Tazminat davaları temel yasal dayanağını Borçlar Kanunun Haksız Fiili düzenleyen 49. Maddesinden almaktadır. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü ile zarara uğrayan tarafın tazminat talep edebilme hakkının doğduğu açıkça belirtilmiştir.

TRAFİK KAZASI NEDENİYLE KİMLERE KARŞI TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLİR?
Trafik kazalarında sorumlu kişileri şu başlıklar halinde sayabiliriz:

1-Sürücü: Motorlu aracı kullanan kişilerin kazalardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri için, ölüm, yaralanma veya maddi hasarla sonuçlanan bir kazada kesinlikle “kusurlu” olmaları gerekir. Önemli olan meydana gelen kazada zararlı sonuç ile sürücünün davranışı arasında “nedensellik bağı” kurulabilmelidir. Eğer bu bağ kurulamıyorsa sorumluluktan bahsedilemez. Kazanın nedeni, sürücü kusuru değilse, sürücü belgesi olmadan veya yetersiz belgeyle araç kullanılmışsa, sürücü zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

2-Araç Sahibi: aracın sahibi de aracın işleteni sayıldığından trafik kazalarında sorumluluğu dolayısıyla tazminat sorumluluğu bulunmaktadır.

3- İşleten: Motorlu araç işletenler, 2918 sayılı KTK’nun iki ayrı maddesinde tanımlanmış ve sınıflandırılmışlardır.
Yasa’nın 3.maddesindeki tanıma göre: “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”
Trafik kazasına karışmış olan aracın işletenine karşı da dava açılabilmektedir.
2918 sayılı KTK’nun “hukuki sorumluluğa” ilişkin 85. maddesinin 1.fıkrasına göre : “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bir teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan ortaklaşa ve zincirleme sorumlu olurlar.”
İşletenin bu sorumluluğu tehlike sorumluluğudur ve işleten de bu şekilde araç sürücüsünün eylemlerinden dolayı sorumlu olmaktadır.

4-Sigorta Şirketi: Trafik kazası neticesinde açılacak maddi tazminat davalarında, kusurlu tarafa ait aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamındaki trafik sigortası, kaza neticesinde meydana gelen maddi zararları (kazaya karışan) sigortalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödemek zorundadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlıdır. Genellikle sigorta şirketleri meydana gelen trafik kazası dolayısı ile sadece maddi zararlardan sorumlu olup manevi zararlardan bir sorumluluğu söz konusu değildir.
Trafik kazası nedeniyle hesaplanacak maddi tazminat kusur oranına göre değerlendirilir.

TRAFİK KAZALARINDA HANGİ DURUMLARDA TAZMİNAT İSTENİLEBİLİR?

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?
Ölen halinde uğranılan zararların talep edilebilmesi hususu Türk Borçlar Kanunu 53. Maddesinde düzenlenmiş olup istenilebilecek zararlar şunlardır;

• Ölenin her türlü cenaze gideri,
• Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar: Trafik kazasında ölen kişinin yakınları (anne, baba, eş, çocuklar veya destek verdiği herhangi bir kişi) kaza nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Manevi Tazminat: Trafik kazalarında maddi zararın yanı sıra mağdurun manevi zararının da ortaya çıkacağı gerçektir. Kaza gibi asla istenmeyen maddi ve manevi varlığımızı ve bütünlüğümüzü tehlikeye sokan bir durum bir takım manevi zararları da doğuracaktır.
Manevi tazminatı ölenin yakınları (anne, baba, eş, çocuklar vs.) ölüm neticesinde duydukları elem, acı ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat talep edebilirler. Ölümlü trafik kazası neticesinde vefat edenin, yakınlarının, ölüm nedeniyle yaşadığı üzüntü ve ıstırabın kısman de olsa giderilebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Ölümlü trafik kazası nedeniyle talep edilen manevi tazminatı belirleme görevi münhasıran hakime verilmiştir. Hakim maddi tazminata ilişkin karar verirken, dosyaya sunulan raporlar ve diğer maddi deliller neticesinde karar vermek zorundadır. Fakat ölümlü trafik kazası neticesinde takdir edilecek manevi tazminat konusunda, hakim karar verme serbestisine sahiptir.

Yaralamalı Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?
Yaralamalı trafik kazası halinde uğranılan zararların talep edilebilmesi hususu Türk Borçlar Kanunu 54. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak ölümlü trafik kazalarından farklı olarak yaralamalı trafik kazalarında zarar gören kişinin yakınları maddi tazminat talebinde bulunamazlar. Zarar gören kişi tarafından istenilebilecek zararlar ise şunlardır;
• Tedavi giderleri
• Kazanç kaybı
• Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
• Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
• Manevi tazminat:

TRAFİK KAZALARINDAN DOĞAN TAZMİNAT DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Trafik kazalarından doğan tazminat davalarında birden fazla yetkili mahkeme vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. Buna göre bu durumda dava açılabilecek yer mahkemeleri şunlardır:
• Meydana gelen trafik kazasında kusurlu tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi
• Kazanın meydana geldiği yer mahkemesi
• Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi
• Trafik sigortası şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2/1 maddesi gereğince bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak sigorta şirketine karşı açılacak davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

ZAMANAŞIMI
Trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davalarında süre kazanın meydana geldiği gün itibarı ile başlar. Trafik kazalarında haksız fiillere ilişkin zamanaşımı süreleri uygulanır. Bu durumda tazminat davası için geçerli zamanaşımı ve ceza zamanaşımı sürelerini ayrı ayrı incelemek gerekecektir.

Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi: Trafik kazası nedeniyle zarar gören kişi zararı veya faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tazminat talep etme hakkına sahiptir. Ancak bu süre her halükarda olaydan itibaren 10 yıl içerisinde ileri sürülmelidir. Yani fiilin meydana geldiğini o günden 10 yıllık süre geçtikten sonra öğrenen bir kişi için 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli değildir. Artık zarar veren taraftan hiçbir hak iddia edilemeyecektir. Bunun istisnasını ise ceza zamanaşımı süreleri oluşturmaktadır. Şöylek ki tazminat davası içim öngörülen zamanaşımı süreleri geçmiş olsa dahi ceza davası devam ediyorsa tazminat davası açılabilecektir.

• Ceza Zamanaşımı Süresi: Trafik kazası neticesinde ölüm veya yaralama fiili meydana gelmişse ceza davası açılması ve buna sebebiyet veren kusurlu kişinin yargılanması gerekmektedir. Bunun için de ceza muhakemelerinde öngörülen zamanaşımı süreleri geçerli olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir