Günümüzde yapılan evliliklerin sürdürülebilirliğinin istatiksel verilerle de kısaldığı ortada olmakla taraflar ayrılık aşamasını Bohannon’ a göre altı aşama olarak yaşamaktadır. Bu aşamalar; duygusal boşanma, yasal boşanma, ekonomik boşanma, aile boşanması, sosyal boşanma ve son olarak da psikolojik boşanmadır. Tarafların belki de son aşamaya gelene kadar en çok zorlandığı aşama yasal boşanma olmakta ve anlaşmalı boşanma yolunu seçerek bu süreci mümkün olduğunda hızlı ve minimum yıpranmışlıkla bitirmek istemektedirler.

Bununla beraber gerek Kanunumuz gerek hakimlerin boşanma davalarını, tarafların menfaatlerinin yanında toplum düzenini ilgilendiren bir konu olarak değerlendirmeleri sonucu anlaşmalı boşanma süreci de düşünüldüğü kadar kolay olamayabilmekte ve uygulama da birtakım sıkıntılar yaşanabilmektedir. bu makale de uygulama da belki de sık karşılaşılan sorunlardan biri haline gelen tarafların yapmış olduğu protokollerin bağlayıcılığı ve tarafların dönme hakkına ilişkin bir değerlendirme niteliğindedir.

Kısaca izah etmek gerekirse anlaşmalı boşanma, boşanmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen ve her iki eş tarafından imzalanması gereken bir tür sözleşmedir. Ancak sırf anlaşmış olma, kendiliğinden boşanma sonucunu sağlamamakta, boşanma kararının verilmesi için bir sebep oluşturmaktadır.[1] TMK m.166/3 hükmüne göre tarafların anlaşmalı da olsa boşanması birtakım şartlara bağlı kılınmıştır. Bu şartlar:

  • Eşlerin anlaşmalı boşanma konusunda iradelerinin uyuşması ( çocuk ve mali sonuçlar),
  • Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması,
  • Hakimin tarafları bizzat dinlemesi,
  • Tarafların yapmış oldukları anlaşmanın hakim tarafından uygun bulunmasıdır.

Eşler uygulamada aralarında boşanma protokolü adını verdikleri yazılı bir anlaşma yapmalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak yazının başında da belirtildiği gibi; öğretide anlaşmanın yapıldığı andan itibaren eşler arasında bağlayıcı olduğunun kabul edilmesi durumunda, hâkimin onaylama zorunluluğu bir anlam ifade etmeyeceğinden eşlerin hâkim önüne getirdikleri anlaşmadan, hâkimin onayına kadar vazgeçebilmeleri için bir engel bulunmadığı ifade edilmiştir.[2]

Nitekim eşlerden birisinin, hâkim tarafından dinlenilmesi sırasında bu anlaşmanın sonuçları kendisine hatırlatıldığında, aslında bu anlaşmayı daha önceden imzalarken etraflıca düşünmemiş olduğuna kanaat getirmesi söz konusu olabilir. eşlerin yaptıkları anlaşmayla hâkim tarafından dinlenilme aşamasının sonuna kadar bağlı olmadıkları ve bu ana kadar herhangi bir sebep göstermeksizin anlaşmadan dönebilecekleri belirtilmektedir.[3] Bu doğrultuda Yargıtay da 2015 tarihli bir kararında, anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığını; anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmünün bütünü geçersiz hale geleceğini ve bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” olarak görülmesi gerekeceğine karar vermiştir.[4]

Karşı oy yazısında ise, özetle, “… Somut olayda hâkim tarafları bizzat dinlediğine, tarafların boşanma konusundaki irade beyanlarının serbestçe açıklandığına ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca yapılan düzenlemenin uygun olmadığına dair bir iddia ileri sürülmediğine göre, davalının ‘davayı kabulü’ hukuki sonuç doğurur. Bu şartlara uygun kabul, tarafları da hâkimi de bağlar. Böyle bir durumda artık anlaşmalı boşanmaya vücut veren ‘irade beyanından’ dönülemez. Kanun ve usul hükümlerine uygun olarak tarafların boşanma ve fer’ilerinde irade birliğine dayanan bir boşanma kararı, karara esas alınan irade beyanındaki (hata, hile ve ikrah gibi) sakatlık hallerinin varlığı, bu hususta ciddi delillerin gösterilmesi durumunda veya protokol şartlarında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırılık halinde ya da protokol şartlarına aykırı hüküm verilmesi durumunda (bu son halde de, aykırılığın dair olduğu konuda) bozulabilir. Sayın çoğunluk, ‘davalının, hüküm kesinleşinceye kadar irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığını, kararın temyiz edilmesiyle anlaşmalı boşanma hükmünün bütünüyle geçersiz hale geleceğini’ kabul etmektedir…” denilmektedir. Görüldüğü gibi örnek Yargıtay kararında her ne kadar karşı oy yazısı bu şekilde gerekçelendirilse de çoğunluğun kararıyla Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale geleceği ifade edilmiştir.

Genel kabul edilen görüş ve Yargıtay’ın kararı doğrultusunda anlaşmalı boşanmalarda eşlerin hakimin kararı kesinleşinceye kadar diğer sözleşmelerden farklı olarak eşler irade beyanlarından geri dönebilecektir. Bu durumda yargılamaya çekişmeli boşanma olarak bakılacağı belirtildiğinden yargılama usulü de değişebilecektir.

_________________________________________________________________________

[1] Dural, Mustafa : Aile Hukuku, İstanbul 2015, s.120

[2] Özdemir, s. 157; Seçer, s. 52; taraflardan her ikisinin ya da birisinin dava sırasında anlaşmayla bağlı olmadığını ileri sürebileceği yönünde, Öztan, (makale), s. 134.

[3] Öncü, Özge, s. 806; Eşlerin “Anlaşmalı Boşanma” Çerçevesinde Mal Rejiminin Tasfiyesine Yönelik Olarak Yaptıkları Anlaşmalar Ve Bu Anlaşmaların Uygulamada Doğurduğu Sorunlar (makale)

[4] 2.HD, T. 2.3.2015; E. 2014/16819; K. 2015/3251

#

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×