Söz konusu düzenleme 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile ihdas edilmişti. Düzenleme şu şekildedir;

“(6) Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz.”

Tarafımızca müvekkilin başvurusunun iptal edildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, Eylül 2021 döneminde tekrar başvuru hakkına sahip iken Yönetmelik değişikliği sonrasında başvurma hakkının elinden alındığı ve dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının haklarını aramaktan caydırmayı amaçladığı ileri sürülmüştür.

Danıştay 8. Dairesi 2021/5314 esas sayılı kararının gerekçesinde dava dilekçemizde yazılan hususları aynen uygun görerek ;

“Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.

Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde;  bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.” şeklinde karar vermiştir.

“KARAR SONUCU:          Açıklanan nedenlerle;

  1. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,” karar verilmiştir.

Davası devam eden doçent adayları 20 Mart itibariyle başlayan 2022 Mart Dönemi Başvurularını bu karar doğrultusunda yapabilirler.

KARARIN PDFİNE ŞURDAN ULAŞABİLİRSİNİZ : DANIŞTAY YD Karari.udf

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5314

DAVACI VE YÜRÜTMENİN
DURDURULMASI İSTEYEN :
VEKİLİ                                : Av. Abdullah Enes BALTACI
UETS adresi vardır.

DAVALILAR                       : 1- Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ                               : Av. Emrah KOCAMANOĞLU
UETS adresi vardır.
2- Üniversitelerarası Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ                               : Av. Fatma KAHRAMAN
UETS adresi vardır.

İSTEMİN KONUSU :
10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından Ekim 2020 döneminde doçentlik başvurusunda bulunduğu, etik ihlali gerekçesiyle 30/06/2021 tarihli ve 7005 sayılı işlemle başvurusunun iptal edildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, Eylül 2021 döneminde tekrar başvuru hakkına sahip iken Yönetmelik değişikliği sonrasında başvurma hakkının elinden alındığı ve dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının haklarını aramaktan caydırmayı amaçladığı ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :

YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirdiği, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, yapılacak bu değişiklik ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, ayrıca sözlü sınavın kaldırıldığı 7100 sayılı Kanundan önce doçentlik unvanının sözlü sınavda başarılı olunan tarih itibariyle verildiği, eser aşamasından sonra sözlü sınav aşaması olduğundan adaylar davayı kazansa bile eser aşamasından sonra sözlü aşama olduğundan adayların gireceği sözlü sınavda başarılı olup olmayacakları belli olmadığından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK) aleyhine açılan tazminat davaları ile karşılaşılmadığı fakat sözlü sınav kalkınca davaların kaybedilmesi durumunda tam yargı davaları ile karşı karşıya kalındığı, bir bilim alanında jüri üyesi olarak görev yapacak profesör unvanlı akademisyenlerin sayısının belli olduğu, bu jüri üyelerinin belirli bir süre içinde çok sayıda doçentlik başvuru dosyası incelemek durumunda kaldığı, düzenlemelerle giderilmeye çalışılan çoklu başvuruların bu sayıları çok daha fazla arttırdığı, ülkemizde yargısal süreçlerin hızlandırılmış olması ve karar sürecinin oldukça kısalmış olması da göz önünde bulundurulduğunda düzenlemenin hukuka aykırı olmadığı savunulmaktadır.

ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞI’NIN SAVUNMASI: Doçent adaylarının sadece dava konusu edilen bilim/sanat alanından başvuruda bulunamayacağı, diğer tüm bilim/sanat dallarından başvuru yapabileceği, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine sebep olduğu hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de sürekli değişiklikler meydana getirdiği, olağan başvuru neticesinde başarılı olup davayı kaybeden adayın aldığı doçentlik belgesinin iptal edildiği, bu belgeye dayalı olarak yapılan atamalar ve geriye dönük ödemelerin iade edildiği, akademik camiada itibar kaybı yaşandığı, Yönetmeliğin diğer maddelerinde yer aldığı üzere eser incelemesi aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayların hemen doçentlik başvurusunda bulunamadığı, uygulamada ÜAK kararları ile yürütülen durumun mevzuatta düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğu, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, farklı alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Handan Nalan ERMAN
DÜŞÜNCESİ                          : Yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

Dava; 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada “Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz.” hükmü yer almaktadır.
Davacının Ekim/2020 döneminde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bilim alanından doçentlik sınavına başvurduğu; eser inceleme aşamasında etik ihlali bulunduğu gerekçesiyle doçentlik başvurusunun iptal edildiği ve anılan işlemin iptali istemiyle Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2021/1477 sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Doçentlik ve atama” başlıklı 24. Maddesinde; “a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır:
(1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak.
(2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek.
(3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak.
b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir.
Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır.
c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir.
ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır.
e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Üniversitelerarası kurul” başlıklı 11/b-6 maddesinde “Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek” Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup; “Yönetmelikler” başlıklı 65. maddesinde “a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: “..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri” hükmü yer almıştır.

Doçentlik Yönetmeliği’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde “(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.”, “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde “(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.”, “Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri” başlıklı 3. maddesinde “(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.”; “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde ise, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” kuralına yer verilmiştir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 29/09/2021 tarihli, Başvuru Numarası:2017/37390 sayılı kararında ise; “Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.” ifadelerine yer verilmiştir.
Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.

Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır.
Anılan madde hükmü yönünden; 2577 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 27. maddesinde yer alan koşulların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği’nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,
2. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz yolu açık olmak üzere,
02/02/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

 

Henüz Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×