Getirilecek olan yeni sistem ve uygulamaların başlıcalarına bir önceki yazımızda ayrıntılı olarak değinmiş bulunmaktayız.(Yeni Doçentlik Sınav Sitemi Ve Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu) Yeni sistemin yol açacağı boşluk, olumlu ve olumsuz durumlara yönelik eleştirilerimizi aşağıda ÜAK Yönetim Kurulu, geriye çekilen yabancı dil puanı, doktor öğretim üyesi kadrosu ve lisansüstü tezlerin erişme açılmasını başlıklar halinde sunuyoruz.

I) Üniversitelerarası Kurulun işlevselliğini artırmak adına Başkanlık bünyesinde Yönetim Kurulu oluşturulması planlanmaktadır. “ÜAK Yönetim Kurulu” Üniversitelerarası Kurul Başkanı ile bir yılı için farklı üniversitelerde görev yapına fen ve mühendislik, sağlık ve sosyal bilimler alanından üçer üye ve güzel sanatlar alanından bir üye olmak üzere toplam on bir üyeden oluşacaktır. Ayda bir defa toplanacak Yönetim Kurulu üyelerine huzur hakkı ödenecek olup, Üniversitelerarası Kurulun Yükseköğretim Kuruluna üye seçmek dışındaki tüm görevleri bu Kurula devredilebilecektir.

a) Tasarının ilk halinde ÜAK’ ın doçentlik unvanı verme yetkisi kaldırılıp yerine doçentlik yeterlilik belgesi verilecekken tasarının son halinde unvan verme yetkisi tamamen ÜAK’a devredilmiş ve kanuna da tanımlar başlığı altına eklenmiştir. Yükseköğretim Kurulunun son dönemlerdeki politikasına bakıldığında, yetkilerinin birçoğunu özerkliği artırmak üniversitelere devrettiği, tasarının ilk halindeki düzenlemede gerekçe olarak yetki devri yapıldığından bahsedilmesine rağmen bu politikadan vazgeçip yerine ÜAK’ ın yetkileri “ÜAK Yönetim Kurulu” kurulması ve doçentlik unvan verilmesi yetkisinin tamamen ÜAK’ a vermiştir.

b) “ÜAK Yönetim Kurulu” kurulması ile birlikte ÜAK’ a 10 adet kadro ihdas edilmiştir. ÜAK’ ın personel sayısı idari faaliyet raporları incelendiğinde çok az sayıda olup, iş yükünün fazla olduğu da düşünüldüğünde böyle bir kurulun işlemleri hızlı ve etkili şekilde yürümeyecek ve aksaklıklara yol açacaktır.

c) Üniversitelerarası Kurul’u kanunda sayılan yetkilerinin YÖK’ e üye seçmek dışındaki görevlerini bu kurula devredileceği, kanunda sayılan yetkilerin yüzdelik bakımından değerlendirildiğinde uygulamada yüzde 80 doçentlik unvanının verilmesi aşamasındaki süreçlerden kaynaklandığı düşünüldüğünde yeni bir yönetim kurulu kurmak yerine yüzde 80’lik yetkinin halihazırda Doçentlik Sınav Yönetmeliği ile oluşturulan Doçentlik Sınav Komisyonuna devredilmesi daha etkili bir çözüm şekli olacağı kesindir.

II) Yeni getirilecek olan düzenlemeye göre doçentlik sınavına başvurabilmek için Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezi bir yabancı dil sınavından “en az elli beş puan” veya uluslararası geçerliliği YÖK tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan alınmış olması; doçentlik bilim alanı belli bir yabancı dille ilgili olanların ise bu sınavı başka bir yabancı dilde sağlaması gerekmektedir.

a) Yeni getirilecek olan düzenlemeye göre doçentlik sınavına başvurabilmek için altmış beş olan dil sınırının esli beş puana çekilmesi akademik nitelik, yeterlilik ve nitelikli bilimsel çalışma ekseninde olumsuz etkilere yol açacağını düşünmekteyiz. ÜAK’ ın görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen başvuru kriterleri incelendiğinde en önemli kriterin uluslar arası yayın yapmak olduğu ve jüri üyelerinin değerlendirme yaparken özellikle bu yayınların yeterliliğine baktığı hususları birlikte değerlendirildiğinde doçent olacak ve akademik çalışma yapacak kişilerden bu denli düşük bir dil yeterliliği beklenmesi yükseköğretimin seviyesini yukarı itmek yerine daha da aşağıya çekecektir. Çükü doçent unvanı alan bir öğretim üyesinin bu kadroya atandıktan sonra profesör olabilmesi için belli bir çalışma yılını doldurması ve alanına özgü yayın yapması beklenir. Dolaysıyla akademik unvan bakımından en önemli dönemeç doçentlik aşamasıdır. Profesör olan bir öğretim üyesinin YÖK Başkanlığı başta olmak üzere, YÖK Genel Kurul Üyesi, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi, ÜAK Üyesi, YÖK Kalite Kurulu Üyesi, Rektör, Dekan, Doçentlik Sınav Komisyonu Üyesi, Etik Komisyon üyesi ve Denklik Komisyonu Üyesi gibi devletin birçok kademesinde görev yapmaya hak kazanmaktadır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre devletin bazı kademelerinde görev yapılabilmesi için dil şartının 70, hatta 80 seviyesinde olduğu göz önüne alındığında doçent olacak ve birçok kadroya hak kazanacak öğretim üyesinin 55 seviyesine çekilmesi akademik gelişmeyi olumsuz etkileyeceği kesindir. Ancak; çoğu gelişmiş üniversitelerin bu kadrolara atama yaparken dil seviyelerini ek kriterler getirerek 70-80 bandında tuttuğu bir gerçektir. Dolayısıyla dil puanının geriye çekilmesi anlamsız ve hatta gereksizdir.

b) Doçentlik bilim alanı belli bir yabancı dille ilgili olanların ise bu sınavı başka bir yabancı dilde sağlaması gerekmektedir. Hâlihazırda uygulanan düzenlemeler de bu yöndedir. Ancak akademik hayatı boyunca bir daha hiç kullanmayacağı başka bir dilde bu puanın sağlanması yerine bu alanda durumda olan alan adaylara ek uluslar arası yayın getirilmesi, dil puanının eğitim alanlarına göre yüksek bir seviyeye getirilmesi gibi ek kriterler getirilmesi akademik gelişmeyi olumlu etkileyecektir.

c) Yeni getirilecek olan düzenlemeye göre doçentlik sınavına başvurabilmek için Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezi bir yabancı dil sınavından “en az elli beş puan” veya uluslararası geçerliliği YÖK tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan alınmış olması gerekmektedir. Yürürlülükte olan uygulamada uluslararası geçerlilik ÖSYM tarafından belirlenmektedir. Bu düzenlemeyle birlikte bu yetki YÖK’ e devredilmektedir. YÖK’ ün eşdeğer sınavları hangisinin belirleyeceği noktasında alınacak karar merakla beklenmektedir. Ayrıca dil sınavının geçerlilik süresi noktasında ÜAK ilgili mevzuat kapsamında ÜDS, KPDS, 1996 yılından önce alınan Doçentlik Merkezi Yabancı Dil Sınavı, YDS ve YÖKDİL’ i kabul etmekte ve bu sınavlarda geçerlilik süresi aramamaktadır. Geçerlilik süresinin değişip değişmeyeceği noktasında tartışmalar olup yeni düzenlemede bu hususa kazanılmış ve korunması gereken haklar bakımından dikkat edilmesi gerekmektedir.

III) Yükseköğretim Kanununda yer alan yardımcı doçentlik kadrosu kaldırılarak yerine “Doktor Öğretim Üyesi” kadrosu getirilmektedir. Kamuoyunda yardımcı doçentlik kavramının doçentin yardımcısı olarak algılanmasına son vermek, bunun yerine dünyadaki doçentlik sistemlerine uygun bir yapı getirmek, doktor öğretim görevlilerinin mali haklarını artırmak, bu süreçleri daha da hızlı işlemesini sağlamak, rekabetçi ve özerk yapıya daha uygun bir süreç hazırlamak, eksik bulunan öğretim üyesi ihtiyacının karşılanmasını sağlamak amacıyla yapılan düzenlemelerin gerekçeleri uygun görülebilir. Yeni düzenleme ile birlikte yardımcı doçentlik kadrosunda bulunan öğretim üyelerinin ismi doktor öğretim üyesi olmaktadır. Bazı üniversitelerin yardımcı doçentlik kadrosuna atama yapmak için çok ağır kriterler getirdiği, bu kriterleri yerine getirerek başarılı olan ve zamanı, emeği ile yılarını buna adayan akademisyenlerin yeni doktorasını tamamlayan yardımcı doçentlerin akademik çalışma azmi açısından olumsuz etkileyeceği muhakkaktır. Ancak yine de geçiş hükümlerinin çok iyi düzenlenmesine ihtiyaç vardır.

IV) Diğer önemli bir değişikli lisansüstü tezlerin erişime açılması ile ilgilidir. Düzenleme yürürlüğe girmesi ile birlikte Lisansüstü tezler yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından gizlilik kararı alınmadıkça, bilime katkı sağlamak amacıyla YÖK Ulusal Tez Merkezi tarafından erişime açılacaktır. Ancak bu düzenleme 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yer alan düzenlemelere, tarafı olduğumuz uluslar arası sözleşmelere aykırıdır. FSEK’ e göre yapılan bir eseri kamuya açma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Bu yetki Türkiye’ nin taraf olduğu Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi ile Wipo Telif Hakları Antlaşmasına göre de eser sahibine aittir. Bu anlaşmalar usulüne uygun olarak yürürlüğe girmesi dolayısıyla yapılan kanunların bu sözleşmelere aykırı olmaması gerekir. Ancak getirilen düzenleme ile tezlerin erişime açılması hakkı eser sahibinin elinden alınıp alınmadığı konusunda kesin ifadeler yoktur. Bu haliyle hem uluslar arası sözleşmelere hem de FSEK’ e aykırıdır. Düzenleme çok muğlak ifadelerle doludur. Şöyle ki; yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından gizlilik kararı alınmadıkça ifadelerinde yetkili kişi ve kurumların kimler olduğu açıklanmamıştır. Tezler üzerindeki kamuya açım hakkı münhasıran eser sahibine aittir, hiçbir kurumun tezin üzerinde gizlilik kararı alması eser sahibinin rızası olmadan mümkün değildir. Dolayısıyla bu ifadelerin açık şekilde yazılması gerekmektedir. Bir teze erişimin ancak tezin bir yayınevi tarafından yayınlanma sürecinde olması veya tezle ilişkili patent başvurusu gibi gerekçelerle erişime açılmaması eser sahibini koruyacak hükümlerdir. Düzenlemenin muğlâklıktan uzak kesin ifadelerle yazılması gerekmektedir.

 


Etiketler

doçentlik, doçentlik davası, doçentlik süreci, yardımcı doçent, doçentlik sınavı, doçentlik sözlü sınav, doçentlik kriterleri, doçentlik sınav yönetmeliği, üniversitelerarası kurul, yükseköğretim kurulu, YÖK, lisansüstü tez, makale, bildiri, uluslararası makale, yayın, akademik kadro, üak yönetim kurulu, doçentlik sınav komisyonu

One thought on “Yeni Doçentlik Sınav Sitemi Ve Doktor Öğretim Görevlisi Kadrosu Tasarısında Önemli ve Göze Çarpan Çelişkiler”

  1. Daha önemlisi de var .
    Bir madde de öğretim görevlisi derse giren elemandir. Diyor diğer madde de uzmanları da öğretim görevlisi yaptım diyor bir sonraki madde de uzman derse giremez deniyor.

    Bundan ala çelişki mi olur. Yazan ya art niyetli ya da geri zekalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir